İki yıldır bu adamcağızın içine düştüğü ihanet çukurunu yazıyorum. Sadece ilçe milli eğitim müdürü olamadığı için bir zamanlar arkasında pervane olduğu başkana her türlü yalanla saldırabilen bu kişinin ortay attığı yalanları tek tek ayıklayalım:
Yalan 1: TOKİ sattığı arazileri sosyal konut yapılması şartı ile satıyor!
Yalan, çünkü TOKİ bu arazilerden aldığı parayla sosyal konut projelerini kendisi yapıyor. Özel sektör para vererek neden sosyal konut yapsın, bu kadar aptalca bir suçlama olur mu?
Yalan 2: Yuşa Yalçın, memurları kandırarak Kuşadası’ndaki kooperatifi kurdu, kendisine 1300 villa yaptı!
Bu kandırılan memurlar nerede? Bunlar kim? Neden bir tanesini bulup da konuşturmuyorlar? Bu adamlar neden mahkemeye gitmiyorlar? Bir hisse alınarak kooperatifin ve 1300 villanın sahibi nasıl olunuyor?
Yalan 3: Yuşa Yalçın, şirket ve kooperatifleri, babasının adına işletiyor!
Piyasada kendi namına iş yapan ve taksitleri devam eden bir hisse ile mi yapıyor?
Yalan 4: Ali Yalçın beni defalarca mahkemeye verdi, idari soruşturma açtırdı!
Yalan, iftirayı Ali Yalçın’a attığı için karaladığı işlem yapanın canı yanan kooperatif yönetimi olduğunu bile çarpıtıyor.
Yalan 5: Bu kooperatif Memur Sen ve Ali Yalçın namına iş yapıyor, onlarla ilintili!
Kuyruklu yalan olduğu ortaya çıktı, yüzü kızaracağına daha da çirkinleşiyor.
Bir ülkede bir milyon üyeyi temsil eden bir genel başkana bile bu kadar açıkça iftira atılabiliyor ve bu aylar yıllar sürebiliyorsa; bunu bir kamu görevlisi yapabiliyorsa, bu kamu görevlisi ülkenin en büyük ilinin en büyük ilçelerinden birinde şube müdürlüğü gibi bir göreve hala devam edebiliyorsa,
Ticaret yapan bir kooperatif bu kadar açık saldırıya uğrayabiliyorsa ve mahkemeler bu kadar yalana işlem yapmıyorsa,
Mahkeme, Genel başkanına bu kadar iftira atan müfteri bir üyenin sendikadan ihraç kararını bozabiliyor ve bu ilkesizliği tekrar sendikaya çevirebiliyorsa,
Koca koca adamlar, televizyoncular, sözde siyasetçiler, köşe yazarları, sosyal medya fenomenleri aklı devreden çıkmış, izanı, insafı ve vicdanı yok olmuş böylesine bir zavallının yalan ve çarpıtmalarına kadar düşmüşlerse,
Yazık, çok yazık. Ülkem adına, Pendik ve İstanbul’daki öğrenci ve eğitimciler adına üzgünüm. Hep birlikte aylardır bir maskaralığı, pespayeliği ve hukuksuzluğu izliyoruz. Erdem, ahlak, hak, adalet, değer lafları boşuna piyasada tüketilen bir meta olmadı. Yazık ki çok yazık…
A. Tanıl KARAKUŞ
Eğitimci Yazar
SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI