15 Mayıs itibarıyla başlayacağı belirtilen eğitim programının eğitim öğretim yılının en yoğun dönemine denk getirildiğine dikkat çeken Şekerci, “Merkezde alınan kararların sahadaki karşılığı çoğu zaman hesaba katılmıyor. Masa başında hazırlanan uygulamalar, okulun gerçekleriyle örtüşmüyor” ifadelerini kullandı.
Şekerci, hizmet içi eğitimlere karşı olmadıklarını ancak yöntemin yanlış planlandığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Biz öğretmen ve yöneticilerin gelişimine karşı değiliz. Ancak hafta sonlarını kapsayan ve yüz yüze yapılması planlanan bu eğitimler, yöneticilerin aile hayatını, dinlenme hakkını ve sosyal yaşamını ciddi şekilde etkiliyor.”
Açıklamada, yeniden görevlendirilecek yöneticilerin bir ay boyunca hafta sonlarını eğitime ayırmak zorunda kalacağı, ilk kez görevlendirilecek yöneticilerin ise yaz tatilinin başlangıcında iki haftalık programa tabi tutulacağı belirtildi. Bu durumun önceden yapılmış tatil planlarını, sınav hazırlıklarını ve aile düzenini olumsuz etkilediği ifade edildi.
Şekerci ayrıca, daha önce kamuoyuna yansıyan uzaktan eğitim beklentisinin karşılıksız kaldığını belirterek Bakanlığa çağrıda bulundu. Eğitimlerin hibrit ya da tamamen uzaktan eğitim modeliyle yapılmasının daha doğru olacağını savunan Şekerci, şu önerileri sıraladı:
- Eğitimlerin hibrit veya uzaktan yapılması,
- Programların hafta sonu yerine mesai saatleri içinde planlanması,
- Yöneticilerin sosyal yaşam dengesi ve kazanılmış haklarının korunması.
“Eğitim yönetimi sadece mevzuat yönetmek değildir; insanı ve emeği yönetmektir” diyen Şekerci, sahadan kopuk uygulamaların eğitim camiasında karşılık bulamayacağını ifade etti.
Eğitim-Bir-Sen cephesi, 15 Mayıs’ta başlaması planlanan uygulamanın yeniden değerlendirilmesini isterken, dijital imkanlarla daha esnek ve sürdürülebilir bir model oluşturulması çağrısını yineledi.
SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI