SON EKLENENLER

Yavuz: Yetkiyi Hak Eden Alıyor

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, bazı sendikalara yönelik sert eleştiriler içeren bir açıklama yaptı. Yavuz, özellikle eğitim alanında faaliyet gösteren bazı sendikaların ideolojik tutumlarını ve geçmişteki pozisyonlarını hedef aldı.
30 Mart 2026 12:03

Yavuz açıklamasında, Türkiye’de “gerçek anlamda sol sendikacılığın bulunmadığını” öne sürerek, bazı sendikaların farklı ideolojik ve siyasi yapılarla ilişkili olduğunu iddia etti. Bu sendikaların demokrasi söylemini kullandığını ancak geçmişte darbe süreçleriyle bağlantılı tutumlar sergilediklerini savundu.

Açıklamada, Eğitim-Sen ve Eğitim-İş gibi sendikalara da dolaylı olarak atıfta bulunuldu. Yavuz, bu yapıların kamu vicdanında benzer bir geçmişe sahip olduğunu ileri sürerek, özellikle 28 Şubat sürecine ilişkin eleştirilerde bulundu.

Yavuz ayrıca, bazı sendikaların toplumsal değerler ve eğitim politikaları konusundaki tutumlarını eleştirerek, bu yapıların “milli değerlerle çeliştiğini” iddia etti. Sendikal faaliyetlerin asli amacının çalışan haklarını savunmak olduğunu vurgulayan Yavuz, sendikaların siyasi ve ideolojik alanlarda rol üstlenmesini eleştirdi.

Açıklamanın sonunda Yavuz, kamu çalışanlarının ve özellikle eğitim camiasının sendikal tercihlerinde daha bilinçli hareket ettiğini belirterek, yetkinin “hak edene verildiğini” ifade etti.

Yavuz açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

SUÇA SÜRÜKLENEN SENDİKALAR!

“Suça sürüklenen sendika” diyerek biraz masumiyet katmış olduğumun farkındayım. Ülkemizde sol sendika yok, hiç de olmadı. Hâlbuki dünyada ve ülkemizde sendikal mücadelenin ilk bedel ödeyenleri olarak geçinirler. Bir sendika düşünün, yurt içinde ve yurt dışında ne kadar bölücü, yıkıcı unsur varsa onlarla iş tutuyor. Eğitim sendikası olarak örgütleniyor, ancak öğretmeni şehit eden teröristler dağda yaralanınca bunların ofislerinde tedavi oluyor. Demokrasi için mücadele ettiğini söylüyor, ancak darbecilerle iş tutuyor. Yaralı teröristleri arka odaya saklayıp, darbeci paşaları ön odada ağırlıyorlar.

Paşalar bunlara darbeyi yapacak “sivil ırgat” diyor, maşa gibi kullanıyor, ancak bunlar memleketin en büyük demokrasi havarileri kesilebiliyor. Solcu geçiniyorlar ancak emperyalist batının fonlarıyla beslenen ne kadar sapkın akım varsa destekliyorlar. LGBT komisyonları kurup, onur yürüyüşlerinde başrol oyuncusu oluyorlar. Yetmezmiş gibi sapkınlıklarının panzehiri olacak değerlere pervasızca saldırıyorlar. Bizim yıllarca yaptığımız bu haklı eleştiriler karşısında utanmıyor, sıkılmıyor ve arlanmıyorlar. Anadolu’da kendi halinde bir vatandaşımıza bu suçlamalardan birini ima edin sizi iyi halde bırakmaz. Biz teşkilatlanınca bu köksüz ve ithal kafalı sendikayı kısa sürede deşifre ettik. Bizim çıkışımızla rahatları kaçtı, düzenleri bozuldu.

Akıl hocaları boş durmadı, baktılar ki yol tıkandı, bölünün dediler. İçlerinden bir yavru sendika çıktı, iş bölümü yaptılar. Terör ve sapkın akımlara destek rolü ana sendikada kaldı. Yavru sendikayı ise çok millici bir zırha büründürdüler. Böylece bildiğimiz filmi başa sarmış oldular. Laiklik, Atatürkçülük, bayrak, vatan, rakiplerine karşı, istismar edilebilecek ne varsa, yerli yersiz orta yere boca ediyorlar şimdi. Soruyoruz, madem bu kadar vatanseversiniz, neden Diyarbakır annelerini ziyaret eden üyelerinizi sendikadan ihraç ettiniz? Cevap biz Atatürkçüyüz, siz değilsiniz. Peki, bu milleti ayakta tutan değerlerine neden bu denli düşmanlık ediyorsunuz diyoruz. Biz dinin bu şekilde bize sorulmasına karşıyız diyorlar. Kamu vicdanında Eğitim İş, Eğitim Sen’in siciline ortaktır, ondan kurtulamaz.

28 Şubat mağdurları ve şehit anneleri daha hesabı kapatmadılar. Bugün eğitim sistemine dair sıraladıkları birçok eleştiri, o gün destek oldukları kıyımlara dayanır. İmam Hatiplere yapılanlar bir tarafa meslek liseleri hala toparlanma aşamasında, yine rahat durmuyorlar, görüyoruz. Tarihte kurduğu on altı devletin birikimi, geçmişi iki bin üç yüz yıla dayanan ordusu, kocaman medeniyet değerleri, bütün dinleri bir arada yaşatan hoşgörüsü ve bin yıllık Anadolu tecrübesi ile bu milletin kurduğu son devleti savunma görevinin, bir avuç çapulcuya kaldığına inanan varsa bu masalı dinlemeye devam etsin, biz dinlemedik, dinlemeyeceğiz. Tecrübemiz bize, bir sendika “biz rejimin bekçisiyiz” diyorsa, muhatabımızın bir sendika olmadığını göstermiştir. Bir sendikanın öncelikli görevi askerden rol çalmak değildir. Zinde güçlere emir erliği yapanların ne kadar samimi olduğunu 15 Temmuz gecesi görmüştük.

Yeri gelmişken, geçmişte birbirleriyle kanlı bıçaklı kavga edenler, bugün aynı masalın etrafında rol çalma yarışına girmiş durumdalar. Onları artık eleştirmiyoruz bile. Çünkü sendika olmaktan çıkıp, siyasetin el bebek gül bebek besleyip, korumaya aldığı bir garip yapı, bizim için artık dernek, kooperatif veya süt birliği mesabesindedir. Suça sürüklenmiş veya kendisi gönüllü suça ve ihanete bulaşmış yapıların, sendika gibi arzı endam ettiği bir yerde kazanım, demokrasi, sivil bakış, meslek dayanışması, farklı görüşlerdekinin hakkını savunma vs. konuşmak beyhudedir. Biz işimize bakalım, tarih bizi yazacaktır. Bir yaman çelişkidir gidiyor.

Askere, polise, öğretmene pusu kuranlar, dışarıdan beslenenler vatansever oluyor; bu topraklar için, din için, ezan için, vatan için, gençlerimizin geleceği için çırpınanlar; memur için, özgürlükler, hak ve emek için gece gündüz koşanlar sakıncalı oluyor. Size kimse inanmıyor, çünkü böyle diye diye geçmişte ülkeyi uçurumun kenarına getirdiniz, açık cezaevine çevirdiniz, bankları, hazineyi boşalttınız, unutmadık. Suçladığınız, tehdit olarak gördüğünüz, gerici dediğiniz insanlar bugün tarih yazıyor, silah üretiyor, dünyaya meydan okuyor.

Batıya uşaklık yaparak değil ülkesine, değerlerine sahip çıkarak yapıyor. Milletimiz ve memurumuz görüyor, yetkiyi hak edene veriyor. Biraz dürüst olun, susun ve oturun oturduğunuz yerde.

Talat YAVUZ

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri

SENDİKA BÜLTENİ

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER