Gündem malum, Manisa’da bir Eğitim Bir Sen üyesi tutuklandı, sendika önce sessiz kalmayı tercih etti. Üyesine sahip çıkmamakla suçlandı. Daha önce de Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde kaymakam görevi başındaki imamı camide darp etmişti. Memur Sen en üst perdeden tepki verdiğinde de bu sefer neden bu kadar tepki verdiniz baskısına muhatap olmuştu. El ağzı evlat, torba değil ki büzesin diyerek geçmişti.
Hangisi doğru? Her ikisi de doğru. Tuhaf ancak gerçek tam da böyle. Burada karar vericilerin neye göre karar verdiklerini ve sonuçta ne olduğuna bakmak gerekiyor. Birinci olayda Kaymakam cezayı gerçekleştirmiş, bekleyecek bir durum kalmamış. Manisa’da ise devam eden, öncelikle yönetilmesi gereken bir süreç ve yapılabilecek çok da iş var. Biraz diploması bilen herkes çok rahat anlayabilir ki süreçte sıkıntı var ve sendika bu süreci arka planda yönetiyor. Gördük ki yönetilmiş ve öncelik olarak belirlenen Ramazan hocanın serbest bırakılması sağlanmış.
Şimdi herkes üzerine düşen dersi alsın. Samimi bir duyguyla hocaya sahip çıkılmadığını düşünerek tepki verenleri bir kenara koyalım bütün EBS düşmanlarının, içerden görünenlerin ve bir düşseler de vursak diye bekleyenlerin hevesi kursağında kaldı.
Eğitim Bir Sen, sıkıntılı bir süreçte üyesini tere yağdan kıl çeker gibi hapisten çekip aldı. Kurulan kumpası ve kumpasçı sendikayı deşifre etti. Kısa sürede söylem üstünlüğünü ele geçirerek muhataplarına ders niteliğinde bir resital sundu. Ha bu arada dost kim düşman kim, münafık kim görmüş oldu.
Şunu bir kez daha gördük ki artık Türkiye’de doğru yerde durmadan, doğru adımlar atmadan, bazı kanun ve düzenlemelerin arkasına saklanarak ayakta durmanın imkânı yok. Bu durumu göremeyen siyasetçilere milletimiz burunlarını sürte sürte öğretti. Şimdi aynı işi yapmak sırası Eğitim Bir Sen’de. Eğitim İş denen köksüz bir sendikaya bu gerçeği öğretmek kolay olmayacağa benziyor.
Eğitim Bir Sen’i yöneten akıl şunu çok iyi analiz etmiş: Ülkemizde eski tüfek solcuların laiklik, çağdaşlık, demokrasi, özgürlük vs. söylemlerinin hiçbir anlamı yoktur. Bunların eski Türkiye’nin korku araçları olmaktan başka bir anlamı yoktur. Bırakın konuşsunlar ve mutlu olsunlar.
Eğitim Bir Sen, seminerlerde işlenecek bir süreç yönetimi ortaya koymuş ve başarısını da ispat etmiştir. Tepki vermenin, diplomasiyi konuşturmanın nasıl yapılması gerektiğini öğretmiştir. Şimdi herkes dersini çalışsın ve kendini gözden geçirsin. Yoksa EBS, ağzı bozukların ağzını, torba ağzı büzer gibi büzüyor, katlıyor ve tarihin çöp sepetine atıyor.
A. Tanıl KARAKUŞ
Eğitimci Yazar
SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI