Eğitim-Bir-Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkan Yardımcısı Emre Şahin, sendikal yapıların yalnızca hak aranan ve taleplerin dile getirildiği platformlar olmadığını belirterek, sendikaların aynı zamanda ortak aklın, iradenin ve birlikte karar verebilmenin örgütlü hali olduğunu ifade etti.
Eğitim-Bir-Sen’in kuruluşundan bugüne taşıdığı sendikal anlayışın temelinde üyenin sözünü kıymetli gören ve teşkilatı merkeze alan bir iradenin bulunduğunu kaydeden Şahin, yaklaşan seçim sürecinin de bu anlayışın önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.
Şahin,24 Eylül’de üyelerin delege adayları için sandık başına gideceğini, 18 Ekim’de gerçekleştirilecek şube olağan genel kurullarında delegelerin şube yönetimlerini belirleyeceğini, kasım ayında ise ilçe temsilcilikleri için yeni seçim süreçlerinin başlayacağını hatırlattı. Bu demokratik sürecin ardından genel merkez seçimlerinin gerçekleştirileceğini belirten Şahin, “Bir üye sandık başına geçtiğinde yalnızca bir isim için oy kullanmıyor; kendi sendikasının geleceğinde söz sahibi oluyor” dedi.
“Eleştiri değerlidir, ancak sorumlulukla tamamlanmalıdır”
Sendikal demokrasinin yalnızca eleştirmekten ibaret olmadığını vurgulayan Şahin, yönetimlerin yanlışlarının dile getirilmesinin, eksikliklerin ortaya konulmasının ve alternatif çözüm önerileri sunulmasının değerli olduğunu belirtti.
“Hiçbir yönetim yanılmaz değildir” diyen Şahin, uzun süre aynı yapı içerisinde bulunmanın zaman zaman yönetim körlüğüne yol açabileceğini ifade ederek farklı seslerin sendikal yapılar için bir ihtiyaç olduğunu söyledi.
Şahin, bununla birlikte eleştiri ile muhalefetin birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirterek,“Bir eksikliği gösterip çözüm önermek başka şeydir; her durumda kusur arayıp hiçbir sorumluluk üstlenmemek başka” ifadelerini kullandı.
“Sendikacılık, uzaktan yorum yapma sanatı değildir”
Sendikacılığın yalnızca uzaktan değerlendirmelerde bulunmakla sürdürülemeyeceğini dile getiren Şahin, teşkilat çalışmalarının sahada, okul okul ve iş yeri iş yeri emek verilerek yürütüldüğünü söyledi.
Şahin, şöyle devam etti:
“Sendikacılık, uzaktan yorum yapma sanatı değildir. Meydana inmektir. İnsanların karşısına çıkmaktır. Fikrinin arkasında durmaktır. İkna etmektir. İtiraz etmektir. Gerektiğinde yönetime talip olmaktır. Sorumluluk almaktır.”
Bir yönetime yönelik eleştirinin, o yönetimin yerine daha iyisini koyabilecek bir iradeyle desteklenmesi gerektiğini belirten Şahin, “Böyle olmamalı demek önemlidir. Ama asıl kıymetli olan, ‘Ben bunun daha iyisini yapmak için buradayım’ diyebilmektir” dedi.
“Seçimler, herkesin kendisini gördüğü aynadır”
Seçim süreçlerinin adayların ve fikirlerin teşkilattaki gerçek karşılığını ortaya koyduğunu ifade eden Şahin, seçimlerin kimseyi küçümsemek için değil, sendikal demokrasiyi güçlendirmek için değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Şahin, yaklaşan seçim sürecinde farklı fikirlerin özgürce ifade edilebildiği, üyelerin herhangi bir baskı altında kalmadan tercihlerini ortaya koyabildiği bir teşkilat ikliminin önemine dikkat çekti.
“Güçlü sendika, herkesin aynı şeyi söylediği sendika değildir. Güçlü sendika; farklı seslerin konuşabildiği, fakat konuşan herkesin gerektiğinde sorumluluk da alabildiği sendikadır.” diyen Şahin, seçimlerin yalnızca adayların değil, sendikal anlayışların da yarıştığı bir süreç olduğunu ifade etti.
“Söz, sahibini bulacak”
24 Eylül’de kurulacak sandığın sendikal anlayışlar açısından da önemli bir sınav olacağını belirten Şahin, seçimlerde yalnızca kimin daha fazla konuştuğunun veya daha sert eleştirdiğinin değil, kimin teşkilata katkı sunduğunun ve sorumluluk aldığının görüleceğini söyledi.
Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Sözünüz varsa söyleyin. İtirazınız varsa ortaya koyun. Daha iyisini yapacağınıza inanıyorsanız, sorumluluk alın. Çünkü sendikada gerçek karşılık, köşede kurulan cümlelerle değil, sahada kazanılır.”
SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI