Yalçın’ın konuşmasında, Türkiye’nin eğitim, kültür-sanat, sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda engellendiği dönemlere dikkat çekmek amacıyla “narkoz” ifadesini bir metafor olarak kullandığı belirtilirken; bu sözler üzerinden yapılan yorumlar tartışmayı farklı bir boyuta taşıdı.
GEYLAN'IN "SIKI MUHALİF!" PAYLAŞIMLARI GÜNDEME GELDİ
Sosyal medya hesaplarında polemiği başlatan Kamu-Sen Genel Sekreteri Talip Geylan'a ağır eleştiriler yönelten Memur-Sen üyeleri ve yöneticileri, Geylan'ı geçmiş sosyal medya paylaşımlarıyla hedef aldılar.
Paylaşımlarda, Geylan'ın gündeme gelen paylaşımlarında FETÖ ile mücadeleyi eleştiren, örgüt mensuplarını referans alan ifadeler kullandığı; yerli otomobil, uçak ve uzay yatırımlarının aslı olmayan kadıemacadan ibaret olduğu yönündeki paylaşımlar yaptığı görüldü.
"İŞTE NARKOZLU KAFA"
Memur-Sen’e yakın bazı yöneticiler, söz konusu paylaşımları hatırlatarak Geylan’a sert tepki gösterdi. Sosyal medyada yapılan yorumlarda, “İşte başkanımızın bahsettiği narkozlu zihin tam da bu” ifadeleri dikkat çekti.
"ANLAMA KAPASİTESİNDEN MAHRUM, FİTNEDEN BESLENEN İDRAK YOKSULLARI"
Öte yandan bazı teşkilat yöneticileri ise Yalçın’ın “narkoz” kavramını tıbbi bir terimden hareketle toplumsal bir analiz amacıyla kullandığını ifade ederek Talip Geylana yönelik ağır eleştirilere bulundular.
Bu eleştirilere bir de Memur-Sen Ankara İl Başkanı Nevzat Öylek’ten geldi.
Kurumsal web sitesinde kaleme aldığı yazıda isim vermeden Talip Geylan'ı hedef alan Öylek, "idrakten yoksun, yüzeysel düşünen, hakikati ideolojik körlükle perdeleyen, toplumsal analizleri anlam kapasitesine mahrum, milli ve yerli değerlere yabancılaşmış, fitne ve kutuplaşmadan beslenen, önyargılarının esiri" ifadelerini kullandı.
İşte Öylek'in Yazısı:
UYUYAN KİTLELERİN NARKOZ HALİ
Genel Başkanımız Ali Yalçın’ın bir konuşmasında, yakın tarihte yaşananları “bir narkoz hali” olarak nitelendirip Türkiye’nin bugün yeniden küllerinden doğmaya çalıştığını ifade etmesi üzerine; bir kesim bu sözleri çarpıtarak sözde “Atatürk ve Cumhuriyet’le hesaplaşma” şeklinde yorumlamış ve bu sığ, art niyetli yaklaşımlarıyla gündem oluşturma çabasına girmiştir.
Yüz yılı aşkın süredir bu topraklarda haince operasyonların eksik olmadığı gerçeğini, buna dair yüzlerce önemli olayı doğru okuyup anlayamayan; idrakten yoksun bu kesimin, sosyal ve siyasal bir gerçekliğe işaret eden bu teşbihi kavramasını zaten beklemiyoruz.
Görmek ve anlamak istemeyenler şu gerçeği değiştiremez:
Bu ülke, uzun yıllar milletin değerleriyle mücadeleyi misyon edinen; devlet-millet çatışmasını kendine görev bilen bir anlayışın tahribatı nedeniyle adeta bir narkoz hali yaşamıştır.
Çok partili demokratik hayata geçilen süreçte, seçilmiş ilk başbakan ve bakanlar idam edilmiştir.
Demokrasimiz neredeyse her on yılda bir kesintiye uğramış; çoğu küresel güçlerin yerli işbirlikçileri eliyle darbeler yaşanmıştır.
Milli sanayi hamleleri defalarca sabote edilmiştir.
Elli yılı aşkın süre terör belasıyla mücadele edilmiştir.
Etnik, mezhepsel ve siyasi çatışmalar üzerinden kardeş kardeşe kırdırılmıştır.
Toplum, çoğu zaman ya şuursuz bir koma halinde ya da bir narkoz etkisi altında bırakılmıştır.
Hiçbir sosyal ya da siyasal bilimcinin inkâr edemeyeceği bu gerçekleri anlamamakta ısrar edenlerin iyi niyetli olmadığı açıktır.
Genel Başkanımızın “narkoz hali” ifadesinin metaforik kullanımını anlamakta zorlananlara yardımcı olalım:
Narkoz; kalbin iyi niyet yerine beyne fitne, fesat, gaflet ve ihanet düşüncelerini pompalaması sonucu, beynin milli ve yerli düşünme kabiliyetini yitirmesidir.
Narkoz; insanın iyi, güzel, doğru ve faydalı olan her şeye karşı düşmanlık geliştirmesidir.
Narkoz; iyi niyetin yerini fitnenin aldığı, aklın felç olup hakikate düşman kesildiği zihinsel bir çürümedir.
Narkoz; kalbin ihanete, aklın teslimiyete sürüklendiği bir çöküştür.
Narkoz; aklın hakikate yabancılaşmasıdır.
Narkoz; doğruya düşman, yanlışa teslim olmaktır.
Narkoz; vicdanın geri çekildiği, aklın kirli fısıltılara teslim olduğu ve insanın kendi özüne yabancılaştığı bir haldir.
Narkoz; zihnin manipülasyona teslim olup kendi değerlerine karşı konumlanmasıdır.
Narkoz; algının hakikatin önüne geçtiği bir bilinç kaybıdır.
Narkoz halinde kalp susar, fitne konuşur.
Hâlâ bu “narkoz”un etkisinde kalarak olmayan anlamlar üretmeye çalışanlara açıkça ifade ediyoruz:
Memur-Sen’in Cumhuriyet’le de, onun değerleriyle de, kurucu kadrolarıyla da hiçbir sorunu olmamıştır, olmaz, olamaz.
Çünkü Memur-Sen, bu milletin kökleri üzerine yeniden büyük bir medeniyet inşası idealine inanan kadrolar tarafından kurulmuş, büyümüş ve bu uğurda adanmış kadrolarla yoluna devam etmektedir.
Bu vesileyle, Cumhuriyet değerlerini istismar etmeyi alışkanlık haline getirenlere, bu hastalıktan kurtulmaları için acil şifalar diliyoruz.
SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI