SON EKLENENLER

Eğitim-Bir-Sen’den YÖK’ün Müfredat Sadeleştirme Çağrısına Destek

Eğitim-Bir-Sen, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın üniversitelerde aşırı ders yükünün ve tekrar eden içeriklerin azaltılması, nitelikli ve derinlemesine öğrenmeye ağırlık verilmesi çağrısını destekledi. Sendika, ders sayısının azaltılmasıyla sınırlı kalmayan; bilimsel veriler, iş gücü piyasasının ihtiyaçları ve disiplinlerin özgün koşulları doğrultusunda kapsamlı bir müfredat reformu yapılmasını istedi.
26 Ekim 2026 18:49

Eğitim-Bir-Sen, yükseköğretimde eğitimin niteliğinin artırılması amacıyla müfredatların sadeleştirilmesi, uygulamalı eğitime daha fazla yer verilmesi ve öğrencilerin araştırma, proje, sosyal ve kültürel faaliyetlere zaman ayırabilmelerini sağlayacak düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtti.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın üniversitelerde aşırı ders yükünün ve tekrar eden içeriklerin azaltılması, nicelik yerine eğitimin niteliğine ve derinlemesine öğrenmeye odaklanılması yönündeki açıklamalarını yerinde ve önemli bulan Eğitim-Bir-Sen, yükseköğretim sisteminin çok boyutlu bir dönüşüme ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti.

Sendika, yükseköğretimin yalnızca mesleki gelişim açısından değil, bireylerin yaşam fırsatlarının genişletilmesi ve toplumların uzun vadeli kalkınma kapasitesinin güçlendirilmesi bakımından da kritik bir alan olduğunu vurguladı. Bu nedenle yapısal dönüşümün erişim, müfredat, kalite, fırsat eşitliği, proje temelli öğrenme, sosyal ve kişisel gelişim, istihdam uyumu, akademik üretkenlik ve ülkenin sorunlarına çözüm üretme gibi çok boyutlu ölçütlerle ele alınması gerektiğini ifade etti.

Müfredat sadeleştirmesi kapsamlı bir reforma dönüşmeli

Eğitim-Bir-Sen, üniversitelerde ders sayısının azaltılmasının tek başına yeterli olmayacağını belirterek müfredatların disiplinler arasındaki farklılıklar gözetilerek yeniden düzenlenmesini istedi.

Bu kapsamda alan uzmanları, ölçme-değerlendirme ve program geliştirme uzmanları ile kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla, bilimsel verilere ve iş gücü piyasasının gerçek ihtiyaçlarına dayalı bütüncül bir müfredat reformu yapılması gerektiği kaydedildi.

Farklı derslerde tekrar eden içeriklerin belirlenerek ayıklanması ve birleştirilmesinin, öğrencilerin gereksiz bilgi yükünden kurtulmasına ve sınav odaklı ezbercilik yerine kalıcı öğrenmeye yönelmesine katkı sağlayacağı ifade edildi.

Avrupa Yükseköğretim Alanı ile karşılaştırma yapılmalı

Lisans programlarında öğrencilere çok fazla ders ve bilgi yüklenmesinin niteliği olumsuz etkileyebileceğine işaret eden Eğitim-Bir-Sen, Türkiye’deki programların Avrupa Yükseköğretim Alanı standartlarıyla uyumunun değerlendirilmesini istedi.

Sendika, Türkiye’deki lisans programlarının ders sayıları, müfredat yapıları ve kredi yüklerinin Avrupa’daki eşdeğer programlarla rasyonel biçimde karşılaştırılması gerektiğini belirtti. Bu karşılaştırmada her disiplinin gerekliliklerinin gözetilerek ders sayıları ve içerikleri arasında dengeli bir yapı kurulması gerektiği vurgulandı.

Ayrıca ders sayısının azaltılmasının öğrencilerin toplam öğrenme yükünün diğer derslere aktarılması anlamına gelmemesi gerektiğine dikkat çekildi. AKTS hesaplamalarının, haftalık ders saatlerinin ve öğrencilerin bağımsız çalışma sürelerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Araştırma ve uygulamalı eğitim için öğrencilere zaman açılmalı

Yoğun ders programlarının öğrencilerin bilimsel araştırmalara, projelere, sosyal ve sportif faaliyetlere ve kültürel etkinliklere zaman ayırmasını zorlaştırdığına işaret eden Eğitim-Bir-Sen, haftalık ders temposunun hafifletilmesini istedi.

Özellikle haftada 10-13 arasında dersin bulunduğu yoğun programların öğrencilerin bağımsız öğrenme ve araştırma faaliyetlerini sınırlayabildiği belirtilerek proje temelli ve uygulamalı öğrenme etkinliklerinin artırılması gerektiği kaydedildi.

Teorik bilginin pratik sahaya aktarılmasını hızlandıracak bu yaklaşımın öğrencilerin problem çözme, birlikte çalışma ve üretme becerilerini geliştireceği ifade edildi. Erken dönem saha uygulamaları ve okul dışı öğrenme imkânlarının da artırılması gerektiği vurgulandı.

Ölçme ve değerlendirme süreçleri yeniden yapılandırılmalı

Eğitim-Bir-Sen, müfredat reformunun sınav ve değerlendirme yöntemlerinden bağımsız yürütülemeyeceğini belirtti. Ezber odaklı sınavlar yerine araştırma, proje, uygulama, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini geliştiren değerlendirme yöntemlerinin yaygınlaştırılmasını istedi.

Böylece öğrencilerin yalnızca bilgi edinmelerinin değil, edindikleri bilgiyi kullanabilmelerinin, analiz yapabilmelerinin ve karşılaştıkları sorunlara çözüm üretebilmelerinin de esas alınması gerektiği kaydedildi.

Uygun lisans programlarında eğitim süresi yeniden değerlendirilmeli

Yükseköğretimde lisans eğitim sürelerinin uluslararası örnekler dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiğini belirten Eğitim-Bir-Sen, Türkiye’deki lisans programlarının çoğu ülkedeki üç yıllık programlarla karşılaştırılmasına dikkat çekti.

Sendikanın açıklamasında UNESCO verilerine atıfla, yükseköğretimde okul yaşam beklentisinin Yunanistan’da 7,7 yıl, Türkiye’de ise 5,2 yıl olduğu ve Türkiye’nin bu göstergede ilk beş ülke arasında yer aldığı belirtildi. Türkiye’de gençlerin yükseköğretimde ortalama 6,5 yıl öğrenim görmesinin beklendiği ifade edildi.

Yükseköğretimde okul yaşam beklentisi beş yılın üzerinde olan dört, dört ile beş yıl arasında olan 15, üç ile dört yıl arasında olan 35 ülke bulunduğu bilgisine yer verildi.

Bu veriler doğrultusunda, Türkiye’deki lisans programlarının öğretim sürelerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Eğitim-Bir-Sen, uluslararası örnekler, programların öğrenme çıktıları ve mesleki yeterlilikler dikkate alınarak uygun programlarda eğitim niteliğinden ödün vermeden daha kısa sürede mezuniyet imkânlarının araştırılmasını istedi. Böylece mezunların iş hayatına daha erken katılabilmelerinin önü açılabileceği kaydedildi.

Öğrencilerin sosyal ve kişisel gelişimi de desteklenmeli

Eğitim-Bir-Sen, yükseköğretimde dönüşümün yalnızca mesleki donanımla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek öğrencilerin sosyal ve kişisel gelişimlerinin de bütüncül bir yaklaşımla desteklenmesini istedi.

Üniversite toplulukları, kültürel ve sportif faaliyetler ile sosyal sorumluluk projelerinin öğrencilerin çok yönlü bireyler olarak yetişmesindeki önemine dikkat çekildi. Düzenlemeler yapılırken eğitimde fırsat eşitliğinden taviz verilmemesi, üniversiteler arasındaki imkân ve kalite farklılıklarının gözetilmesi gerektiği vurgulandı.

Özellikle çalışan, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı ve öğrenme imkânları sınırlı öğrencilerin ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiği ifade edildi.

Sendika ayrıca öğretim elemanlarının araştırmaya, öğrenci danışmanlığına, uygulamalı eğitime ve nitelikli geri bildirim süreçlerine daha fazla zaman ayırabilmelerini sağlayacak akademik çalışma koşullarının oluşturulmasını istedi.

Eğitim-Bir-Sen’in yükseköğretim için önerileri

Eğitim-Bir-Sen, yükseköğretimde niteliğin artırılması amacıyla şu adımların atılmasını gerekli gördü:

  • Lisans programlarındaki aşırı ders yükü ve tekrar eden içerikler belirlenerek alan, ölçme-değerlendirme ve program geliştirme uzmanları ile kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla bilimsel ölçütlere ve iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına dayalı bütüncül bir müfredat reformu gerçekleştirilmesi.

  • Türkiye’deki lisans programlarının ders sayılarının ve müfredat yapılarının Avrupa Yükseköğretim Alanı’ndaki eşdeğer programlarla karşılaştırılması; disiplinlerin gerekliliklerine uygun, rasyonel bir ders ve içerik dengesi kurulması.

  • Ders sayısı azaltılırken öğrencilerin toplam öğrenme yükünün başka derslere aktarılmaması; AKTS hesaplamalarının, haftalık ders saatlerinin ve bağımsız çalışma sürelerinin birlikte değerlendirilmesi.

  • Haftalık ders temposunun hafifletilerek bilimsel araştırmalara, projelere, bağımsız öğrenmeye ve erken dönem saha uygulamalarına daha fazla zaman ayrılmasının sağlanması.

  • Ezber odaklı sınavlar yerine araştırma, proje, uygulama, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini geliştiren ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin yaygınlaştırılması.

  • Lisans programlarının öğretim sürelerinin uluslararası örnekler, öğrenme çıktıları ve mesleki yeterlilikler doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi; uygun programlarda eğitim kalitesinden ödün vermeden daha kısa sürede mezuniyet imkânlarının araştırılması.

  • Öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra üniversite toplulukları, kültürel ve sportif faaliyetler ve sosyal sorumluluk projeleri aracılığıyla çok yönlü bireyler olarak yetişmelerinin desteklenmesi.

  • Ders yüküne ilişkin düzenlemelerde fırsat eşitliğinin gözetilmesi; çalışan, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı ve öğrenme imkânları sınırlı öğrencilerin ihtiyaçlarının dikkate alınması ve üniversiteler arasındaki farklılıkların göz önünde bulundurulması.

  • Öğretim elemanlarının araştırma, öğrenci danışmanlığı, uygulamalı eğitim ve nitelikli geri bildirim süreçlerine daha fazla zaman ayırabilmelerini sağlayacak akademik çalışma koşullarının oluşturulması.

  • Her disiplinin kendine özgü dinamiklerinin dikkate alınması; müfredat reformu sürecinin akademisyenlerin, öğrencilerin ve mezunların ortak görüşleriyle şekillendirilmesi.

  • Müfredat değişikliklerinin farklı üniversite ve disiplinlerde pilot uygulamalarla başlatılması; öğrenci başarısı, öğrenme kazanımları, mezuniyet süreleri, istihdamla uyum ve öğrenci memnuniyeti üzerindeki etkilerinin bilimsel yöntemlerle izlenerek değerlendirilmesi.

Eğitim-Bir-Sen, ders sayısından ziyade eğitimin niteliğini ve derinliğini esas alan bir yükseköğretim anlayışının benimsenmesinin, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağını yetiştirmesi açısından önemli bir dönüm noktası olacağını belirtti. Sendika, yükseköğretimde yapılacak düzenlemelerin bilimsel temellere dayanması, fırsat eşitliğini gözetmesi ve öğrencileri mesleki, akademik ve sosyal yönleriyle bir bütün olarak geliştirmeyi hedeflemesi gerektiğini vurguladı.

SENDİKA BÜLTENİ

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER