SON EKLENENLER

Eğitim-Bir-Sen’den Çarpıcı Okul Güvenliği Araştırması

Eğitim-Bir-Sen’in 7 bin 793 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği araştırmaya göre öğretmenlerin yüzde 90,7’si mesleğe başladıkları döneme kıyasla öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor. Öğrencilerin yüzde 10,2’si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını belirtiyor. Velilerin yüzde 88’i çocuklarının siber zorbalığa uğrayıp uğramadığını bilmiyor. Araştırma, güvenli okul ve akran zorbalığıyla mücadele için 12 temel politika önerisi ortaya koydu.
27 Ekim 2026 17:49

Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından hazırlanan “Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye’de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri” başlıklı araştırmanın sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. Türkiye’de devlet okullarında okul güvenliği ve akran zorbalığına ilişkin mevcut durumu ortaya koymayı amaçlayan araştırmada öğrenci, öğretmen ve velilerin görüşleri birlikte değerlendirildi.

Araştırmaya toplam 7 bin 793 kişi katıldı. Katılımcıların 3 bin 198’ini öğretmenler, 2 bin 315’ini ortaokul ve lise öğrencileri, 2 bin 280’ini ise veliler oluşturdu. Öğretmenlerden 81 ilin tamamından, velilerden 75 ilden, öğrencilerden ise 61 ilden veri elde edildi.

Araştırmada okul güvenliği, öğretmen otoritesi, disiplin süreçleri, akran zorbalığının yaygınlığı ve biçimleri, siber zorbalık, okulların müdahale kapasitesi ve ebeveyn tutumları ele alındı.

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, araştırmanın sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, eğitimin sorunlarına yalnızca olaylar yaşandıktan sonra tepki vermek yerine sahayı dinleyen, veri üreten ve çözüm öneren bir anlayışla yaklaştıklarını belirtti. Yavuz, öğrencinin kendisini güvende hissetmediği, öğretmenin müdahale etmekte zorlandığı ve ailenin ne yapacağını bilemediği bir ortamda nitelikli eğitimden söz edilemeyeceğini ifade etti.

Okul güvenliğini öğrenciler daha düşük değerlendiriyor

Araştırmada okul güvenliği algısı 5 üzerinden değerlendirildiğinde öğretmenlerin puanı 3,48, velilerin puanı 3,38, öğrencilerin puanı ise 3,24 oldu.

Buna göre öğrenciler, okul güvenliğini yetişkinlere kıyasla daha düşük değerlendiriyor. Yavuz, bir okulun güvenli olup olmadığının yalnızca yetişkinlerin gözünden değerlendirilemeyeceğini belirterek çocukların teneffüslerde ve sınıflarda neler yaşadıklarının, kendilerini ne kadar güvende hissettiklerinin ve zorbalığa maruz kaldıklarında kime başvurabildiklerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Yavuz, araştırmanın sonucunun Türkiye’deki okulların tamamının güvensiz olduğu anlamına gelmediğini, ancak akran zorbalığının “Çocuklar arasında bunlar olur, büyüyünce geçer” anlayışıyla küçümsenemeyeceğini ifade etti. Zorbalığın yalnızca çocukların kendi aralarında çözebilecekleri bir mesele olmadığının altını çizdi.

Öğretmenlerin yüzde 90,7’si otoritenin zayıfladığını düşünüyor

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri öğretmen otoritesine ilişkin değerlendirmeler oldu. Öğretmenlerin yüzde 90,7’si, mesleğe başladıkları dönemle karşılaştırıldığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını belirtti.

Buna karşılık öğrencilerin yüzde 71,8’i, velilerin ise yüzde 86’sı öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli görüyor.

Bu sonuçların öğretmenin sınıftaki konumunun öğrenciler veya veliler tarafından bütünüyle reddedilmesiyle açıklanamayacağını belirten Yavuz, asıl meselenin öğretmenin meşru mesleki otoritesinin sistem tarafından ne ölçüde desteklendiği olduğunu kaydetti.

Yavuz, öğretmen otoritesinden baskı veya keyfiliğin anlaşılmaması gerektiğini vurgulayarak adalete, tutarlılığa, mesleki yeterliğe ve kurumsal desteğe dayanan bir otoriteyi savunduklarını ifade etti. Öğretmenin sınır koymakta zorlandığı ve müdahale ettiğinde kendisini yalnız hissettiği bir okulda öğrenciyi korumanın da güçleşeceğine dikkat çekti.

Disiplin sisteminin caydırıcılığı 1,98 puanda kaldı

Araştırmada öğretmenlerin mevcut disiplin düzenlemelerine ilişkin genel değerlendirmesi 5 üzerinden 2,53 olarak ölçüldü. Disiplin sisteminin caydırıcılığına ilişkin değerlendirme ise 1,98’de kaldı.

Yavuz, öğretmene yalnızca zorbalığa müdahale etmesini söylemenin yeterli olmadığını, öğretmenin arkasında etkili biçimde işleyen bir sistem bulunması gerektiğini belirtti.

Araştırmada disiplin sisteminin yalnızca yaptırım uygulayan bir yapı olarak değil, zorbalığı önleyen, eğitici ve gerektiğinde onarıcı uygulamaları içeren bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı.

Hakaret, alay ve sosyal dışlama öne çıkıyor

Araştırmada öğrencilerin son altı aylık deneyimleri incelendiğinde, en yaygın zorbalık biçimlerinin sözel ve ilişkisel zorbalık olduğu görüldü. Hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlama, öğrencilerin karşılaştığı davranışlar arasında öne çıktı.

Öğrencilerin yüzde 18,1’i ayda bir-iki kez, yüzde 10,5’i haftada bir-iki kez, yüzde 10,2’si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını ifade etti.

Yavuz, zorbalığın yalnızca kavga, vurma veya fiziksel saldırı olarak değerlendirilmesinin çocukların yaşadığı sorunların önemli bir bölümünü görünmez hâle getireceğini belirtti. Bir çocuğu sürekli küçük düşürmenin, ona lakap takmanın, sınıftan dışlamanın, arkadaş grubundan sistematik biçimde uzaklaştırmanın ve dijital ortamda hedef göstermenin de zorbalık kapsamında ele alınması gerektiğini vurguladı.

Zorbalık öğrencilerin okula güvenini de azaltıyor

Araştırmaya göre zorbalığın sıklığı arttıkça öğrencilerin yalnızca duygusal açıdan etkilenmesi söz konusu olmuyor; okula ve yetişkinlerin kendilerini koruyabileceğine duydukları güven de azalıyor.

Öğrencilerin yüzde 35,4’ü yaşadığı zorbalık deneyimlerinden en az orta düzeyde etkilendiğini belirtirken, toplam öğrenci grubunun yüzde 18,3’ü etkilenme düzeyini “çok” veya “çok ciddi” olarak değerlendirdi.

Yavuz, zorbalığın çocukların kendi aralarındaki bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini belirterek öğrencilerin bir süre sonra yalnızca arkadaşlarına değil, okula da güvenlerini kaybedebileceklerine dikkat çekti.

Öğrencilerin yüzde 63,4’ü zorbalığa tanık oldu

Araştırmada zorbalığın en sık gerçekleştiği ortamların teneffüsler ve sınıflar olduğu belirlendi. Katılımcı öğrencilerin yüzde 63,4’ü başka bir öğrenciye zorbalık yapıldığına tanık olduğunu ifade etti.

Yavuz, bu bulgunun öğrencilerin yalnızca zorbalığa maruz kalan veya zorbalık yapan kişiler olmadığını, aynı zamanda okul ikliminin de aktörleri olduklarını gösterdiğini söyledi.

Bu kapsamda akran destek sistemlerinin güçlendirilmesi, çocuklara güvenli biçimde nasıl yardım isteyeceklerinin ve zorbalığa maruz kalan arkadaşlarını nasıl destekleyebileceklerinin öğretilmesi gerektiğini belirten Yavuz, öğrencilerin zorbalığa karşı kavga etmeye değil, doğru yetişkinlere haber vermeye, mağdur olan arkadaşlarını yalnız bırakmamaya ve zorbalığı normalleştirmemeye yönlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Velilerin yüzde 88’i siber zorbalık konusunda bilgi sahibi değil

Araştırmada öğrencilerin dijital ortamdaki deneyimleri ve ailelerin bu konudaki farkındalığı da incelendi.

Öğrencilerin yüzde 69,9’unun akıllı telefonu, yüzde 58,8’inin kendisine ait sosyal medya hesabı bulunuyor. Öğrencilerin yüzde 7,2’si son altı ay içinde çevrim içi ortamda hedef alındığını belirtirken, günlük ekran süresi dört saatin üzerine çıkan öğrencilerde bu oran yüzde 14,9’a yükseliyor.

Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de velilerin yüzde 88’inin çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade etmesi oldu.

Yavuz, çocukların sosyal hayatının okul zilinin çalmasıyla sona ermediğini, sınıfta başlayan ilişkilerin akşam telefon ekranında da devam ettiğini belirtti. Bu nedenle dijital güvenliğin, güvenli okul politikalarının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini vurguladı.

Öğrenciler bildirim yapmaktan çekiniyor

Araştırmada zorbalıkla mücadelede okulların müdahale kapasitesi ve bildirim mekanizmaları da değerlendirildi.

Öğrencilerin yüzde 24,8’i son bir yıl içerisinde kendisi veya başka bir öğrenci için zorbalıkla ilgili okula bildirimde bulunduğunu belirtti. Öğrencilerin yüzde 21,1’i ise bildirim yapmayı düşündüğü hâlde bunu gerçekleştirmedi.

Bildirimde bulunmayan öğrencilerin öne çıkan gerekçeleri arasında “Okul bir şey yapmaz” düşüncesi ve bildirim yapılması hâlinde olayın daha kötüye gidebileceği endişesi yer aldı.

Yavuz, çocuklara yalnızca başlarına bir şey geldiğinde anlatmalarını söylemenin yeterli olmadığını belirterek bildirimlerin kim tarafından alınacağı, öğrencinin nasıl korunacağı, olayın nasıl takip edileceği ve bildirim sonrasında öğrencinin yalnız bırakılıp bırakılmayacağı gibi soruların yanıtlanması gerektiğini ifade etti.

Öğrencilerin güvenilir bir sistem bulunmadığı sürece konuşmaya teşvik edilmesinin tek başına yeterli olmayacağını kaydeden Yavuz, bildirim yapan öğrencilerin korunacağı ve başvurularının takip edileceği mekanizmaların kurulmasının önemine dikkat çekti.

Eğitim-Bir-Sen’den güvenli okul için 12 politika önerisi

Eğitim-Bir-Sen, araştırma sonuçlarından hareketle okul güvenliği ve akran zorbalığıyla mücadele için 12 temel politika alanında öneriler geliştirdi.

1. Ulusal güvenli okul ve akran zorbalığını önleme çerçevesi oluşturulmalı. Zorbalığın tanımı, bildirim, müdahale ve takip süreçleri ülke genelinde ortak standartlara bağlanmalı.

2. Öğretmenin mesleki otoritesi güçlendirilmeli. Öğretmenin sınıf yönetme, sınır koyma ve zorbalığa müdahale etme kapasitesi okul yönetimi, mevzuat ve mesleki güvencelerle desteklenmeli.

3. Disiplin sistemi yeniden yapılandırılmalı. Sistem yalnızca yaptırım üreten bir yapı olmaktan çıkarılarak önleyici, eğitici ve gerektiğinde onarıcı uygulamaları içermeli.

4. Güvenilir bildirim mekanizmaları kurulmalı. Her okulda öğrencilerin güvenle kullanabileceği, görünür ve izlenebilir bildirim mekanizmaları oluşturulmalı. Bildirim yapan öğrencilerin misilleme veya olayın kötüleşmesi endişesi yaşamaması için koruma ve takip süreçleri açıkça tanımlanmalı.

5. Sözel, ilişkisel ve siber zorbalığın erken tespiti sağlanmalı. Okul güvenliği politikaları yalnızca fiziksel şiddete odaklanmamalı; zorbalığın farklı biçimlerini erken fark etmeyi sağlayacak sistemler geliştirilmeli.

6. Risk altındaki öğrenciler için özel destek mekanizmaları oluşturulmalı. Özel gereksinimli, sosyal açıdan kırılgan veya okul güvenliği algısı düşük öğrenciler için erken fark etme ve güçlendirilmiş destek uygulamaları hayata geçirilmeli.

7. Akran destek programları yaygınlaştırılmalı. Öğrencilerin zorbalığa maruz kalan arkadaşlarına güvenli biçimde destek olmalarını sağlayacak programlar geliştirilmeli.

8. Aile-okul iş birliği güçlendirilmeli. Ailelere siber zorbalık, zorbalığın erken belirtileri ve doğru ebeveyn müdahalesi konusunda düzenli rehberlik sunulmalı.

Araştırma raporumuzun tamamına ulaşmak için tıklayınız.

 

9. Dijital güvenlik eğitimleri okul politikalarına dahil edilmeli. Dijital vatandaşlık, çevrim içi saygı, mahremiyet, güvenli sosyal medya kullanımı ve siber zorbalığın bildirilmesi konuları okul güvenliği politikalarının parçası hâline getirilmeli.

10. Okul sosyal hizmet sistemi kurulmalı. Sosyal hizmet uzmanları ihtiyaç ve risk durumuna göre eğitim sistemine aşamalı biçimde dahil edilmeli. Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri de yalnızca olay sonrasında devreye giren bir yapı olmaktan çıkarılarak okul iklimini izleyen, riskleri erken fark eden ve önleyici çalışmalar yürüten daha güçlü bir sisteme dönüştürülmeli.

11. Okul güvenliği ve akran zorbalığı düzenli olarak izlenmeli. Öğrenci, öğretmen ve velileri birlikte kapsayan araştırmalar belirli aralıklarla tekrarlanmalı; ulusal düzeyde düzenli ve karşılaştırılabilir bir veri sistemi kurulmalı.

12. Güvenli okul politikaları bütüncül bir yaklaşımla yürütülmeli. Zorbalık tek tek öğrenciler veya münferit olaylar üzerinden değerlendirilmemeli; okulun güvenlik ortamı, öğretmen otoritesi, disiplin süreçleri, ailelerin tutumu ve müdahale kapasitesi birlikte ele alınmalı.

Araştırmanın hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Emrah Akbaş da toplantıda çalışmanın içeriği, yöntemi ve sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Eğitim-Bir-Sen’in araştırması, okul güvenliğinin yalnızca fiziksel güvenlik önlemleriyle sınırlı olmadığını; öğretmenin desteklenmesi, zorbalığın erken tespiti, öğrencilerin güvenle bildirimde bulunabilmesi, ailelerin sürece katılımı ve dijital güvenliğin birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koydu.

HABERİN RESİMLERİ
SENDİKA BÜLTENİ

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER