SON EKLENENLER

''Ara tatil uygulamasının devamlılığı sağlanmalıdır''

Eğitim-Bir-Sen , ara tatillerin sahadaki yansımalarını, paydaşlar üzerindeki etkilerini ve uygulama süreçlerini değerlendirmek amacıyla Türkiye’nin 81 ilinde kapsamlı bir saha araştırması gerçekleştirdi.
10 Mart 2026 13:00

Toplam 119 bin 709 okul yöneticisi, öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla yürütülen araştırmanın sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı.

Araştırma sonuçları, ara tatil uygulamasının tüm paydaş grupları tarafından yüksek düzeyde sahiplenildiğini gösteriyor. Muhtemel bir ara tatil uygulamasının kaldırılması kararına katılmama oranı öğretmenlerde yüzde 88,2, okul yöneticilerinde yüzde 72,1, velilerde ise yüzde 70,5. Özellikle öğrencilerin (lise yüzde 85,7, ortaokul yüzde 78,4) uygulamayı devam ettirme yönündeki iradesi dikkat çekici.

Genel Başkan Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (EBSAM) yaptığı Ara Tatil Uygulamasının Değerlendirilmesi: Okul Yöneticisi, Öğretmen, Veli ve Öğrenci Araştırması’nın detaylarını kamuoyuyla paylaştı.

Düzenlenen basın toplantısında konuşan Ali Yalçın, araştırmanın, ara tatil uygulamasının öğretmenler, öğrenciler ve veliler açısından nasıl karşılandığını, uygulamanın güçlü yönlerini ve geliştirilmesi gereken boyutlarını kapsamlı biçimde ortaya koyduğunu söyledi.

Türkiye’de eğitim öğretime dair her alanda, gerek sahada gerek akademik alanda çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Yalçın, Eğitim-Bir-Sen’in köklü akademik sendikacılık geleneğini devam ettirmeye önem verdiklerini dile getirdi.

2019 yılında başlanan ara tatil modelinin son yıllarda gerek bürokratik alanlarda gerek sahada gerekse akademik camiada değerlendirilen bir uygulama hâline geldiğini belirten Yalçın, ara tatillerin sahadaki yansımalarını, paydaşlar üzerindeki etkilerini ve uygulama süreçlerini değerlendirmek amacıyla şimdiye kadar yapılmış olan çalışmaların en kapsamlısını yaptıklarını söyledi. Yalçın, “Araştırmamız, ara tatil uygulamasının öğretmenler, öğrenciler ve veliler tarafından nasıl karşılandığını ortaya koyarken, uygulamanın güçlü yönlerini ve geliştirilmesi gereken alanlarını da kapsamlı biçimde analiz etmektedir. Araştırma, uygulamanın sahadaki yansımalarını verilerle ortaya koymak amacıyla ülke genelinde toplam 119 bin 709 paydaşın (öğretmen, yönetici, öğrenci ve veli) katılımıyla gerçekleştirilen en kapsamlı saha araştırmasıdır. Araştırmaya 55 bin 126 öğretmen, 7 bin 792 yönetici, 20 bin 675 öğrenci ve 36 bin 116 veli katılmıştır. Örneklemin bu denli geniş ve çeşitlilik arz etmesi, ara tatil uygulaması hakkındaki tüm ilgili grupların görüşlerinin güçlü bir biçimde saptanmasına zemin hazırlamıştır” dedi.

Türkiye’de 2019-2020 eğitim öğretim yılı itibarıyla hayata geçirilen ara tatil modelinin, akademik takvimin rasyonel bir dengeye kavuşturulması ve öğrenme süreçlerinde sürekliliğin sağlanması amacıyla kurgulandığına işaret eden Yalçın, şöyle devam etti: “Okullarda zorunlu olan 180 iş günü çalışma süresinde bir değişiklik yapılmadan 13 haftalık yaz tatilinin 2 haftası yıl içinde kullanılmak suretiyle 11 haftaya indirilmiştir. Ara tatil için kasım ve nisan ayları belirlenmiştir. Araştırma bulguları, ara tatilin eğitim öğretim süreçlerine etkisine ilişkin farklı paydaşların deneyimlerini görünür kılmakta; uygulamanın akademik başarı, motivasyon, aile hayatı ve sosyal gelişim üzerindeki yansımalarına dair önemli veriler sunmaktadır. Bu anlamda çalışmamız, yalnızca mevcut durumu tespit eden bir rapor değil, aynı zamanda eğitim takviminin daha verimli ve dengeli biçimde yapılandırılmasına katkıda bulunacak önerileri de içeren bir rehber niteliğindedir.”

Türkiye’nin 180 iş günü ile OECD ortalamasında olduğunu, ancak Avrupa ülkelerinde yaz tatillerinin genel olarak 8-12 hafta arasında değiştiğini, Türkiye’nin ise 2019 düzenlemesiyle yaz tatilini 11 haftaya indirerek Avrupa standartlarına yaklaştığını ifade eden Yalçın, “Birçok Avrupa ülkesinde (Fransa, Belçika, Hollanda vb.) yılda dört veya beş ara tatil uygulanırken, Türkiye’deki üç ara tatil (Kasım, yarıyıl, mart/nisan) uygulaması uluslararası eğilimlerle uyumludur. Araştırma sonuçları, ara tatil uygulamasının tüm paydaş grupları tarafından yüksek düzeyde sahiplenildiğini göstermektedir. Muhtemel bir kaldırma kararına yönelik katılmama oranı öğretmenlerde yüzde 88,2, okul yöneticilerinde yüzde 72,1 ve velilerde yüzde 70,5 olarak kaydedilmiştir” şeklinde konuştu.

Uygulamanın devam edilmesi isteniyor

Genel Başkan Ali Yalçın’ın açıkladığı araştırmanını satır başları şöyle:

Özellikle öğrencilerin (lise yüzde 85,7, ortaokul yüzde 78,4) uygulamayı devam ettirme yönündeki iradesi dikkat çekicidir. ‘Bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklerim’ diyen velilerde oran, erkek velilerde yüzde 18,3 iken, kadın velilerde yüzde 23,6’dır. ‘İkimiz de çalışıyoruz’ diyen velilerin yüzde 76,2’si, ‘sadece ben çalışıyorum’ diyen velilerin yüzde 71,2’si, ‘ikimiz de çalışmıyoruz’ diyen velilerin yüzde 67,9’u, ‘sadece eşim çalışıyor’ diyen velilerin yüzde 64,3’ü, Bakanlığın ara tatili kaldırma yönündeki olası bir kararını desteklememektedir.

Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu (öğretmen yüzde 87,3, yönetici yüzde 69,4, veli yüzde 63,8) mevcut modelin eğitim takvimini daha dengeli ve verimli bir yapıya kavuşturduğu görüşündedir.

Bulgulara göre ara tatiller öğrenme kaybına yol açmıyor

Kamuoyundaki yaygın kaygıların aksine, öğretmenlerin yüzde 86,9’u ara tatillerin öğrenme kaybına yol açtığı tezine katılmamaktadır. Benzer şekilde, öğretmenlerin yüzde 82,7’si ve öğrencilerin yaklaşık yüzde 80’i (lisede yüzde 80,6, ortaokulda yüzde 78,1) tatil sonrası derslere uyum sağlama konusunda herhangi bir kronik güçlük yaşanmadığını belirtmiştir. Bulgular, ara tatillerin öğrenme kaybına yol açmadığını ortaya koymaktadır.

YKS’ye hazırlanan 12. sınıf öğrencilerinin yüzde 90,6’sı ve LGS’ye hazırlanan 8. sınıf öğrencilerinin yüzde 86,6’sı, ara tatilin ders çalışma düzenlerini bozmadığını ifade etmektedir. Benzer şekilde öğretmenlerin yüzde 86,4’ü de bu grupların akademik temposunun olumsuz etkilenmediğini belirtmektedir.

Ara tatillerin, öğrencilerin biriken akademik yorgunluğunu giderme ve motivasyon yenileme noktasında işlevsel bir araç olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin yüzde 87,3’ü bu dönemlerin bilişsel ve duygusal tazelenme sağladığını teyit etmektedir.

Çalışan ebeveynlerin çocuk bakımı noktasında ciddi bir mağduriyet yaşadığına dair hipotez, saha verileriyle doğrulanmamıştır. Her iki ebeveyni çalışan ailelerin yüzde 76,2’si uygulamanın kaldırılmasına karşı çıkmaktadır.

Velilerin büyük bir kısmı, ara tatilin izin almalarını zorunlu kılmadığını veya iş yerinde sorun oluşturmadığını belirtmiştir. Bu oran lise velilerinde yüzde 80,3, okul öncesi velilerinde yüzde 69,6’dır.

Velilerin yaklaşık yüzde 50’si, tatil dönemlerinde verilen yoğun ödev ve projelerin, uygulamanın dinlenme ve tazelenme amacını gölgelediğini belirtmektedir.

Ortalama her üç veliden ikisi ara tatillerin çocuğunun kişisel gelişim faaliyetlerine zaman ayırmada önemli bir rol oynadığını ifade etmektedir. Buna ilaveten ara tatilde, okul döneminde vakit bulamadığı kitapları okumak veya hobileriyle (müzik, resim, spor vb.) ilgilenmek için zamanının olduğunu belirten öğrenciler; ortaöğretim kademesinde yüzde 81,2 iken, ortaokul kademesinde yüzde 75’tir.

Öğretmenlerin yüzde 88,9’u ve velilerin (kademe bazlı değişmekle birlikte) ortalama yüzde 70-77’si ara tatilleri ailece kaliteli zaman geçirmek için önemli bir fırsat olarak görmektedir.

Öğretmenlerin yüzde 52,3’ü mesleki gelişim faaliyetlerinin dinlenme ihtiyacıyla kronolojik olarak çakıştığını, yöneticilerin ise yüzde 46,5’i bu faaliyetlerin niteliksel verimliliğinin düşük olduğunu ifade etmektedir. Verimlilik eleştirilerine rağmen, öğretmenlerin yüzde 89,6’sı ve yöneticilerin yüzde 72,3’ü ara tatil uygulamasının genel iş performansını yıl boyu olumlu etkilediği görüşündedir.

Öneriler

Araştırma sonuçlarından elde edilen verilere göre Türkiye’deki ara tatil uygulamasının tamamen kaldırılması yerine verimliliği artırılmalı ve paydaşların beklentileri karşılanmalıdır.

Ara tatil uygulamasının devamlılığı sağlanmalıdır

Saha araştırması, öğretmenlerin, yöneticilerin, velilerin ve öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun ara tatillerin kaldırılmasına karşı olduğunu göstermektedir. Bu güçlü toplumsal destek ve uygulamanın OECD standartları ve uluslararası eğilimlerle uyumlu olması nedeniyle, ara tatil modelinin korunması önerilmektedir.

Ödev ve proje yükü dengelenmelidir

Her iki veliden biri ve birçok öğrenci, ara tatilde verilen ödevlerin tatilin dinlenme amacına ulaşmasını engellediğini ve stres oluşturduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla ara tatillerde öğrencilere akademik ağırlıklı yoğun ödevler vermek yerine kitap okuma, hobilerle ilgilenme ve sosyal etkinliklere yönlendirecek, öğrenciyi strese sokmayacak teşvik edici faaliyetler önerilmelidir.

Çalışan veliler için destek mekanizmaları güçlendirilmelidir

Genel olarak veliler çocuk bakımı konusunda zorlanmadıklarını belirtse de özellikle okul öncesi ve ilkokul kademesinde çocuğu olan velilerin yaklaşık yüzde 30’a yakını planlama ve bakım konularında ekstra çaba sarf etmektedir. Özellikle küçük yaş grubundaki çocukları olan çalışan ebeveynler için ara tatil dönemlerinde okul bünyesinde veya yerel yönetimlerle iş birliği içinde isteğe bağlı sosyal/kültürel/sportif kamplar veya atölye çalışmaları organize edilmelidir.

Kamuoyundaki yanlış algılar ve mevcut kaygılar giderilmelidir

Araştırma; ara tatillerin öğrenme kaybına yol açtığı, sınav hazırlığını (LGS/YKS) bozduğu veya tatil dönüşü adaptasyon sorunu yaşattığı yönündeki yaygın kanaatlerin sahada (öğretmen, yönetici, öğrenci ve veli nezdinde) karşılığı olmadığını ortaya koymuştur.

Millî Eğitim Bakanlığı, elinde bu tür bilimsel veriler varsa kamuoyuyla paylaşarak uygulamanın pedagojik faydalarını (öğrenme kaybının yaşanmadığı, motivasyon artışı, yorgunluğun atılması vb.) vurgulamalı ve yanlış algıları düzeltmelidir.

Ara tatilin LGS/YKS sınavlarına hazırlık sürecinde ders çalışma düzenini bozduğunu dile getiren öğrencilerin oranı 12. sınıflarda yüzde 6, 8. sınıflarda yüzde 8,2 iken, öğretmenlerde(yüzde 8,3) benzer düzeyde bu düşünce varken, yöneticiler ise ders çalışma düzenini bozduğunu biraz daha fazla (yüzde 20,1) oranda düşünmektedir. Dolayısıyla bu mevcut kaygılar da göz ardı edilmemeli; 8 ve 12. sınıf öğrencileri üzerindeki müfredat yetiştirme baskısını azaltmak adına, bu kademelerde ara tatillerin isteğe bağlı kurslar veya rehberlik odaklı etkinliklerle desteklenmesi ya da bu sınıflar için takvimin daha esnek hale getirilmesi değerlendirilmelidir.

Tatil dönüşlerindeki odaklanma kaybını önlemek amacıyla, ara tatilin bitimindeki ilk iki günün yoğun akademik ders yerine adaptasyon ve sosyal etkinlik odaklı geçirilmesi planlanmalıdır.

Dezavantajlı bölgelerdeki öğrencilerin tatili verimsiz, boş zaman olarak geçirmemesi için bu bölgelerdeki okullara özel bütçe ayrılarak kültürel geziler ve ücretsiz materyal desteği sağlanmalıdır.

Bölgesel ve okul bazlı esneklikler ile dini bayram tatillerinin değerlendirilmesi yapılmalıdır

Türkiye’nin geniş coğrafyası ve iklim çeşitliliği göz önüne alındığında, ara tatil tarihlerinin verimliliği tartışma konusu olabilir. Bununla birlikte Ramazan Bayramı’nın son iki yıl ve Kurban Bayramı’nın ise bu yıl eğitim öğretim yılının ikinci dönemine denk gelmesi ve bu dini bayram tatillerinin de uzun bir süre eğitim öğretim dönemlerinin içerisinde kalması da tatillerin süresinin çok fazla olacağı tartışma konusu olmaktadır.

Bakanlık son iki yıldır ikinci dönem ara tatilleri Ramazan Bayramı ile birleştirmiş ve mart aylarında uygulamıştır. Bu bayram tatillerinin her yıl yaklaşık 11 gün geriye gittiği göz önüne alındığında ara tatillerin konumlanacağı yer biraz daha karmaşık hâle gelecektir. Dolayısıyla ara tatillerin takvimi belirlenirken, pedagojik dengeyi bozmayacak şekilde, bölgelerin iklim şartları ve yerel ihtiyaçları ile dini bayramların tatilleri de dikkate alınarak iki ara tatilden birinin geçici süre kaldırılarak yarıyıl tatilinin üç haftaya çıkarılması veya bu sürenin yaz tatili başlangıcına eklenmesi gibi genel, bölgesel ve okul bazlı esnek takvim modelleri üzerinde durulmalıdır.

Mesleki gelişim faaliyetleri revize edilmelidir

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, öğretmen ve yöneticilerin ara tatillerdeki mesleki gelişim çalışmalarını verimli bulmaması ve bu faaliyetlerin dinlenme ihtiyacıyla çakışmasıdır. Dolayısıyla ara tatillerde düzenlenen mesleki çalışmaların içeriği daha verimli ve ilgi çekici hâle getirilmeli, öğretmenlerin dinlenme ihtiyacı gözetilerek bu faaliyetlerin bir kısmı uzaktan eğitim yöntemiyle veya esnek ve öğretmenlerin kendi ihtiyaçlarına göre seçebileceği modüllerden oluşması sağlanmalıdır.

 

 

SENDİKA BÜLTENİ

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER