SON EKLENENLER

YKS 2026 SONUÇLARI YÜKSEKÖĞRETİMDE KONTENJAN PLANLAMASINI GÜNDEME TAŞIDI

Eğitim-Bir-Sen, 2026 YKS ilk ve ek yerleştirme sonuçlarını değerlendirerek yükseköğretimde kontenjan planlamasının yalnızca doluluk oranları üzerinden değil; öğrenci talebi, kayıt davranışı, istihdam olanakları ve üniversitelerin gerçek kapasitesi dikkate alınarak yapılması gerektiğini vurguladı.
21 Eylül 2026 17:05

Yaklaşık 2 milyon 426 bin adayın başvurduğu 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) devlet üniversitelerinin örgün programlarında kontenjanların yaklaşık yüzde 99’u doldu. Buna karşın yerleşen adayların kayıt yaptırmaması nedeniyle 30 binin üzerinde kontenjan yeniden boş kaldı. Vakıf yükseköğretim kurumları ve açıköğretim programları da dahil edildiğinde ek yerleştirmeye ayrılan toplam kontenjan 110 bine ulaştı.

Eğitim-Bir-Sen’in değerlendirmesinde, ortaya çıkan tablonun yükseköğretimde kontenjan politikasının yeniden ele alınması gerektiğini gösterdiği belirtildi.

DEVLET ÜNİVERSİTELERİNDE KONTENJANLAR ÜÇ YILDA YÜZDE 36 AZALDI

2023 yılıyla karşılaştırıldığında 2026’da devlet üniversitelerindeki kontenjan sayısının, açıköğretim hariç, yaklaşık 264 bin azalarak 730 bin düzeyine gerilediğine dikkat çekildi.

Böylece son üç yılda devlet yükseköğretim kurumlarının toplam kontenjanlarında yaklaşık yüzde 36 oranında azalma gerçekleşti.

Bu azalmanın nedenleri arasında 2024 yılından itibaren ikinci öğretim programlarının kapatılması, önceki yıllarda ilk yerleştirmede dolmasına rağmen kayıt yaptırılmayan kontenjanların bulunması ve bazı programların mezuniyet sonrası istihdamla bağının zayıflaması gösterildi.

Değerlendirmede, kontenjanların azaltılmasının tek başına arz-talep dengesinin sağlandığı anlamına gelmediği, asıl olarak yerleşen adayların ne ölçüde kayıt yaptırdığının ve hangi programlarda kayıt davranışının zayıfladığının incelenmesi gerektiği ifade edildi.

İLK YERLEŞTİRMEDE DOLAN KONTENJANLAR KAYITLARIN ARDINDAN YENİDEN BOŞALDI

2026 YKS sonuçlarında dikkat çeken başlıklardan biri de ilk yerleştirmede büyük ölçüde dolan devlet üniversitesi kontenjanlarının kayıt süreci sonrasında yeniden boşalması oldu.

17 Eylül’de açıklanan ek yerleştirme kontenjanlarında ön lisans düzeyinde yaklaşık 62 bin, lisans düzeyinde ise yaklaşık 48 bin olmak üzere toplam 110 bin kontenjan yer aldı.

Açıköğretim hariç yalnızca devlet üniversiteleri dikkate alındığında ise ek yerleştirmeye yaklaşık 22 bin 500 ön lisans ve 10 bin lisans kontenjanı ayrıldı.

Bu verilerin, ilk yerleştirmede devlet üniversitelerine yerleşmesine rağmen kayıt yaptırmayan aday sayısının 30 binin üzerinde olduğunu gösterdiği belirtildi.

VAKIF ÜNİVERSİTELERİNDE 35 BİN 706 KONTENJAN BOŞ KALDI

İlk yerleştirme sonuçlarında devlet ve vakıf yükseköğretim kurumları arasındaki doluluk farkı da dikkat çekti.

Devlet üniversitelerinde örgün kontenjanların yaklaşık yüzde 99’u dolarken vakıf yükseköğretim kurumlarında genel kontenjanların yaklaşık yüzde 80’i doldu. Vakıf yükseköğretim kurumlarında 35 bin 706 kontenjan ilk yerleştirmede boş kaldı.

Değerlendirmede, bu tablonun öğrencilerin tercihlerini yalnızca bir programın bulunup bulunmamasına göre değil; maliyet, burs imkanları, programın niteliği ve mezuniyet sonrasındaki fırsatlar gibi unsurları da dikkate alarak yaptığını gösterdiği ifade edildi.

KONTENJAN PLANLAMASINDA İHTİYAÇ ANALİZİ ÖNE ÇIKARILMALI

Eğitim-Bir-Sen, yükseköğretimde kontenjan planlamasının temel amacının yalnızca mevcut üniversite kapasitesini doldurmak olmaması gerektiğini belirtti.

Kontenjanlar belirlenirken ulusal ve yerel iş gücü piyasasının ihtiyaçları, öğrencilerin tercih eğilimleri, üniversitelerin akademik ve fiziki kapasiteleri, öğretim elemanı sayısı, derslik ve laboratuvar imkanlarının yanı sıra ulaşım, barınma ve beslenme koşullarının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Özellikle mezuniyet sonrasında istihdam imkanları zayıflayan veya ihtiyaçtan fazla mezun veren programların kontenjanlarının aynı şekilde sürdürülmesinin öğrenciler, üniversiteler ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından sorun oluşturabileceği vurgulandı.

Bu nedenle program kontenjanlarının belirlenmesinde geçmiş yıllardaki doluluk oranlarının yanı sıra kayıt oranları, mezuniyet oranları, mezunların iş gücü piyasasına geçişi ve program bazında gerçek öğrenci talebinin de dikkate alınması gerektiği ifade edildi.

“NİCELİKTEN NİTELİĞE GEÇİŞ GÜÇLENDİRİLMELİ”

Eğitim-Bir-Sen, 2026 YKS ilk ve ek yerleştirme sonuçlarının yükseköğretimde kontenjan politikasının yeni bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ortaya koyduğunu belirtti.

Son üç yılda kontenjanların önemli ölçüde azaltılması ve devlet üniversitelerinde yüksek doluluk oranlarına ulaşılmasının tek başına yeterli olmadığına dikkat çekilen değerlendirmede, kayıt yaptırmayan adaylar nedeniyle ek yerleştirmede yeniden on binlerce kontenjan oluşmasının planlamanın geliştirilmesi gereken yönleri bulunduğunu gösterdiği ifade edildi.

Eğitim-Bir-Sen, yükseköğretimde kontenjanların üniversitelerin mevcut taleplerine göre değil; öğrencilerin gerçek tercihleri, programların istihdam kapasitesi, bölgesel ihtiyaçlar, üniversitelerin akademik ve fiziki imkanları ve ülkenin insan kaynağı planlaması esas alınarak belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

Değerlendirmede, üniversiteye yerleşmenin tek başına bir başarı göstergesi olarak görülmediği; öğrencinin kayıt yaptırdığı, nitelikli eğitim aldığı ve mezuniyet sonrasında bilgi ve becerilerine uygun istihdam imkanlarına erişebildiği bir yükseköğretim sisteminin hedeflenmesi gerektiği belirtildi.

Bu çerçevede tercih edilmeyen, sürekli boş kalan veya mezuniyet sonrası istihdamla bağı zayıflayan programların yeniden değerlendirilmesi ve yükseköğretimde kaynakların daha etkin kullanılması çağrısı yapıldı.

SENDİKA BÜLTENİ

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER