SON EKLENENLER

Sendika başkanlarından çağrı: Çözüm ortak mücadele ve dayanışmada

İzmir’de grev ve direnişler artarken sendika başkanlarından ortak çağrı: “Parçalı mücadele kaybettiriyor. Artan yoksulluk ve baskılara karşı çözüm birleşik mücadele ve dayanışmada.”
21 Ocak 2026 17:27

2025 yılı İzmir’de işçi sınıfı açısından grevler, direnişler ve hak arama mücadeleleriyle öne çıkarken, farklı işkollarından sendika başkanları, parçalı mücadelenin kaybettirdiğini, artan yoksulluk, güvencesizlik ve baskılara karşı çözümün ortak hat ve dayanışmadan geçtiği vurgulanıyor.

‘İhtiyacımız parçalanmak değil, birleşik zafer’

TEKSİF Sendikası Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz: 2025 yılı, İzmir’de işçi sınıfının artan hayat pahalılığına, güvencesiz çalışmaya ve sendikal baskılara karşı sesini daha güçlü biçimde yükselttiği bir yıl oldu. Farklı sektörlerde ortaya çıkan direnişler, işçilerin sadece ücret artışı değil; örgütlenme hakkı, insanca çalışma koşulları ile söz ve karar süreçlerine katılım talep ettiğini açık biçimde gösterdi. Ancak bu mücadelelerin önemli bir bölümü birbirinden kopuk ilerledi ve ortak bir güç hâline gelmekte zorlandı.

Bugün sermaye saldırıları ortak bir biçimde yürütülürken işçi mücadelelerinin izole kalması ciddi bir zafiyet yaratmaktadır. Mücadelenin ortaklaştırılması; ortak talepler, eş zamanlı eylemler ve ortak bir mücadele hattı örmekle mümkündür.

“Biz iyi sendikayız, onlar kötü sendika” gibi yaklaşımlar, mücadeleyi ortaklaştırmak bir yana; ayrıştırıcı bir rol oynayarak birlikte mücadeleyi sabote etmektedir. “Küçük olsun, benim olsun” anlayışıyla kendi konumunu korumaya çalışan bu yaklaşım, işçi sınıfının ortak mücadelesine zarar vermektedir. Bugün ihtiyaç duyulan slogan nettir: Birlik, mücadele, dayanışma, zafer. Bu ortaklaşma aynı zamanda işçilere yalnız olmadıklarını hissettirir.

Öncelikle İzmir’de devam eden ve potansiyel taşıyan direnişlerin bir araya geleceği kalıcı birliktelikler oluşturulmalıdır. İzmir bu konuda önemli bir deneyime sahiptir. Farklı konfederasyonlara bağlı sendikaların bir araya geldiği İzmir Sendikalar Birliği deneyimi; onlarca fabrikada örgütlenme sağlamış, grev ve direnişlerin kazanımı için mücadele yürütmüştür. Bu gelenek, İzmir’de 1 Mayısların Türkiye’de örneği az görülen biçimde ortak kutlanmasını sağlamış ve hâlen de sürmektedir.

Bazı sendikalar ve sendikacılar olarak; temasları güçlendirmek, ortak buluşmalar örgütlemek ve mücadeleleri daha görünür kılmak için bu doğrultuda çalışmalar yürütüyoruz.

‘Sermayenin örgütlü saldırısına karşı örgütlü emek hattı’

Eğitim Sen İzmir 5 No’lu Şube Başkanı: Geçtiğimiz yıl İzmir’de emek alanına ve emekçiye dönük yoğun bir saldırı vardı. Özellikle büyükşehir ve ilçe belediyelerindeki işçilerin iş bırakmaları, yığılan çöpler ve belediye başkanlarının işçi düşmanı söylemleri çok konuşuldu.

2025 yılı sonunda açıklanan asgari ücret tarihimizde ilk defa açıklandığı anda açlık sınırının altında kaldı. Memurların tamamı yoksulluk sınırının çok altında bir ücrete mahkûm edildi. İktidarın aldığı bu tutum karşısında emekliler, asgari ücretli çalışanlar, örgütlü işçiler ve devlet memurları bir bütün tepkilerini örgütlemelidir.

2026’da 2000’li yılların başında olduğu gibi bir emek platformuna ihtiyaç vardır. İktidarın bu yoğun saldırısı karşısında, birleşik fiili meşru bir hatta mücadele pratiği sergilenmelidir.

‘Dayanışma büyüdükçe cesaret artar’

Tez-Koop-İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Mert Özen: 2025’te İzmir’de işçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar tek tek işyerlerinin değil, ortak bir sistemin ürünüdür. Bu nedenle mücadelelerin parçalı kalması, kazanımları sınırlı ve kırılgan hâle getirmektedir. Mücadelenin ortaklaştırılması; işçilerin yalnız olmadığını hissetmesini, taleplerin daha güçlü duyulmasını ve sermayeye karşı gerçek bir denge kurulmasını sağlar. Dayanışma büyüdükçe cesaret artar, cesaret arttıkça kazanım mümkün olur. Öncelikle sendikalar, işyeri temsilcileri ve mücadele eden işçiler arasında düzenli iletişim ve koordinasyon güçlendirilmelidir. Ortak talepler etrafında platformlar oluşturulmalı, eylemler ve bilgilendirme çalışmaları birlikte planlanmalıdır. İşçilerin sürece aktif katılımını sağlayacak eğitimler ve toplantılar yaygınlaştırılmalıdır. Bizler İzmir’de mücadeleleri yan yana getiren, dayanışmayı büyüten her adımın içinde olmaya devam edeceğiz.

‘Mücadele yılında sendikalar birlikte yürümeli’

Lastik-İş Sendikası İzmir Şube Başkanı Yusuf Ziya Sarı: 2025’te İzmir’e Genel İş’in haklı grevleri ve ‘eşit işe eşit ücret’ mücadelesi damga vurdu. Fakat sanayi işçilerinden beklenen destek gelmedi. Sendikalar sınıf mücadelesinin liderliğini yapmalı, yapay sorunlardan uzak durup işçi sorunları ve örgütlenememe sorunları için ortak akılla yol yürümeli. İşkolu, konfederasyon gözetmeksizin birbirlerine destek olmalı. Biz Lastik İş sendikası olarak her koşulda üyelerimize işçi eğitimleri, örgütlenme eğitimleri, sendika temsilciliği eğitimleri vererek daha mücadeleci bir örgüt için çalışmalar yapıyoruz.

‘Birleşik mücadele örnekleri hafızamızda’

Sağlık-İş İzmir Şube Başkanı Özgür Arslan: 2025 İzmir açısından birçok işkolunda çalışan emekçilerin parçalı eylemleriyle, bir mücadele yılı olarak geçti. DIGEL Tekstil ve Temel Conta işçilerinin sendikalaşmak için verdiği bir senelik mücadele, genel hizmetler işkolunda 7 gün süren kitlesel hak alma mücadelesi, TPI işçisinin sendikasıyla verdiği mücadele, kamu çerçeve görüşmelerinde üniversite hastaneleri başta olmak üzere kamuda 4D statüsünde çalışan işçilerin farklı iş kollarında verdiği mücadeleler önümüzdeki yıllara ışık tutacak niteliktedir. Üniversite hastanelerinde Sağlık-İş’e örgütlü işçilerin yaptıkları eylemlerle işçiler daha fazla kenetlendi. Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası olarak kamu toplu iş sözleşmesinde yetkili olduğumuz tüm üniversite hastanelerinde yoğun katılımlı iş bırakma eylemleri yaptık. Grev yasağı olmasına rağmen üyelerimiz kararlı bir duruş gösterdi.

Asgari ücretliden emekli maaşlarına, işçi maaşlarından memur maaşlarına kadar düşük zam politikası ve yüksek işsizlik büyük bir karamsarlığa yol açıyor. Birlikte mücadele için birleşik talepler etrafında bir araya gelmek zorundayız. Bahar eylemleri, maden işçilerinin Zonguldak Yürüyüşü gibi birleşik talepleri sağlayan mücadele koşullarını yaratabiliriz.

‘Mücadele ortaklaşmadan kazanamayız’

SES İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Başak Edge Gürkan: 2025, İzmir’de mücadele yılı olurken devam eden eylemlerin birleşmemesi büyük sorun. Belediyelerde farklı işçi sendikaları yıl boyunca farklı eylemler yapıyor, oysaki mücadele ortaklaşmadan hak alma mücadelesini kazanamayız. Bugün bu şehirde devam eden her eylem, her direniş hepimizin sorunu olmalı. Burada asıl görev bu şehirdeki sendikalara düşüyor. Ancak bugün sendikal kaygılar, rekabet vb. sebeplerle yan yana gelmekten imtina eden sendikal anlayış mücadeleye zarar veriyor. Bugün tüm sendikalara düşen görev, mücadeleyi birleştirmektir.

‘Birleşerek kazanmak yol haritamız olmalı’

İletişim İş Genel Başkanı Gürkan Emreoğlu: 2025’te işçilerin aynı sorunlarla boğuştuğu daha açık biçimde görülürken birleşik mücadele ihtiyacı daha fazla hissedildi. Alanlarda hep birlikte haykırdığımız “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganı, bir yol haritasıdır. Tekstil işçisinin yaşadığı sömürüyle petrokimya işçisinin, belediye işçisinin ya da çağrı merkezi emekçisinin yaşadığı sorunlar birbirinden kopuk değildir. Sermaye saldırılarını ortaklaştırırken, bu sloganı mücadele pratiğinde de hayata geçirmek zorundayız. Ortak talepler, ortak eylemler ve dayanışma ilişkileri kurulmadan bu düzenin işçilere dayattığı yoksulluk ve güvencesizlik aşılmaz.

İzmir’in geçmişinde, konfederasyon farkı gözetmeden oluşturulan ortak mücadele zeminleri ve deneyimler vardır. Bugün o deneyimlerden öğrenerek, günün koşullarına uygun bir sendikalar birliği anlayışını yeniden inşa etmek gereklidir. Kaldı ki 13 sendikanın katıldığı sendikal haklar gibi bazı işler yaptık. Bunun genişletilmesi için çabalarımız devam etmektedir.

Somut olarak; sektörler arası işçi buluşmaları yapılmalı, ücret, güvenceli çalışma ve sendikal haklar gibi temel başlıklarda ortak talepler belirlenmelidir. Ayrıca tabandan gelen inisiyatif güçlendirilmeli; işçiler karar süreçlerinin doğrudan parçası haline getirilmelidir. Rekabeti değil dayanışmayı esas alan, konfederasyon sınırlarını aşan birleşik bir mücadele hattı artık ertelenemez bir ihtiyaçtır.

‘Örgütlenmenin önündeki engellere karşı ortak mücadele’

Basın İş İzmir Şube Başkanı İlhan Karabağ: 2025’te İzmir’de işçi mücadeleleri, örgütlenme ve toplu iş sözleşmeleri süreçlerinde işverenler, yasaları kendi lehlerine kullanarak örgütlenme sürecine darbe vurdu.

Örneğin Nace Kodlarını, faaliyet gösterdikleri iş kolunda değil farklı iş kollarında gösteriyorlar. İş kolu tespitleri uzun zaman aldığı için sendikalar örgütlenemiyor. Bu konuda birlikte hareket etmek zorundayız. İşçi mücadeleleri ancak o zaman başarıya ulaşabilir. Biz birlikte hareketin içinde olmaya devam edeceğiz.

‘Bayrağı beraber yukarı taşımalıyız’

Genel Maden İş Örgütlenme Uzmanı Gürsel Köse: Yıllardır kardeş sendikalarımızla, konfederasyonlarla yıllarca birlikte mücadele verdik. Ancak hiç 2025 kadar dayanışmanın dibe vurduğu bir süreç yaşamadık. Tabii ki irili ufaklı işçi örgütlenmeleri ve direnişler oldu ancak mücadele eden işçilerin yeterince yanında olunmadı. Tabii ki emekten yana siyasi partiler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri zaman zaman gidip ziyaret ettiler ama bu yeterli değil.

Tek başımıza olduğumuz sürece ülkeyi yönetenler, üzerimizden silindir gibi geçiyor. Sınıf kardeşlerimizi, kardeş sendikalarımızı birleştirirsek güçlüyüz.

Çalışan işçilerin sadece yüzde 14’i örgütlü hem de 3 tane konfederasyon var. Bu bölünmüşlük neden? Bayrağı daha yukarı nasıl taşıyabileceğimizi konuşmak ve gerekirse o koltuklardan feragat etmek gerekiyor. Bir tane konfederasyon çatısı altında nasıl birleşeceğimizi konuşmalıyız. Birlikte alana çıkmadığımız sürece kimse bize ‘al bu sizin hakkınız’ demeyecek.

‘Birbirini güçlendiren bir mücadele hattı’

Demiryol İş İzmir Şube Başkanı Hamdullah Giral: 2025 İzmir’de işçi sınıfı için hem zorlayıcı hem de öğretici oldu. Hayat pahalılığı, düşük ücret politikaları ve güvencesiz çalışma biçimleri emekçilerin üzerindeki baskıyı artırırken önemli direnişler, grevler ve hak arama mücadeleleri yaşanmıştır.

Bugün sermaye ve iktidar politikaları son derece örgütlü ve koordinelidir. Buna karşı işçilerin işletme işletme, sektör sektör bölünerek mücadele edemez. İzmir’de yaşanan her grev, her direniş aslında aynı sömürü düzeninin farklı yüzleridir. Dolayısıyla mücadelenin ortaklaştırılması zorunluluktur. Bu, birbirini güçlendiren bir mücadele hattının kurulmasıyla anlam kazanır.

Öncelikle İzmir’deki sendikalar, işyeri temsilcilikleri ve mücadele eden işçi grupları arasında kalıcı bir birliktelik ve iletişim ağı kurulmalıdır. Mücadelesini, tüm ortak talepler etrafında birleşen İzmir İşçi Meclisi ya da benzeri platformlar hayata geçirilmesiyle daha güçlü hale getirebiliriz. Ayrıca genç işçilerin, taşeron ve güvencesiz çalışanların bu ortak mücadeleye aktif katılımını sağlamalıyız.

 ‘Dayanışma kazanım getiriyor’

Birleşik Metal-İş İzmir Şube Başkanı Evren Aktürk: 2025 yılı İzmir’de işçi mücadeleleri açısından yoğun bir yıl oldu. Biz de kendi fabrikalarımızda ciddi mücadeleler verdik. Ancak belediye grevinde yaşananlar, TPI’ın grevi ile fabrikanın kapanması, işçilerin tazminatsız şekilde işsiz kalması halkın sendikalara bakışındaki sorunları gösteriyor. Sendikalar olarak kendimizi halka çok iyi anlatmamız gerekiyor. 2025 yılında Birleşik Metal-İş olarak küçük MESS diye tabir ettiğimiz elektronik iş yerlerinde grevler yaptık. MESS’e karşı ciddi bir zafer elde ettik. Bir gecede çıkarılan grev yasaklarını tanımadık ve ciddi kazanımlar elde ettik.

İş kolu ve sendika gözetmeksizin birlikte mücadele etmemiz gerektiğine inanıyorum. Elimizden geldiği kadar fabrikalardaki TİS süreçlerine, grevlere, eylemlere dayanışma göstermeye çalışıyoruz. Mücadeleye ortak oluyoruz. Grevleri ziyaret ediyoruz. Ortak mücadeleyi savunuyoruz. Geçtiğimiz yılda konfederasyon, sendika, iş kolu gözetmeksizin çalışmalar yapan Sendikal Haklar Komitesi’nde de aktif rol aldık. Somut adım olarak da buradaki çabamızı değerlendirebiliriz.

‘Ortak mücadele tercih değil zorunluluktur’

Genel İş 2 No’lu Şube Başkanı Ercan Gül: 2025’te AKP hükümetinin “Şimşek ekonomisi” fiilen iflas etmiştir. Bu tablo karşısında sermayenin bekçiliğini üstlenen AKP iktidarı, krizin faturasını emekçilere ödetmektedir.

Bu saldırı hattının önemli bir ayağı da yerel yönetimler üzerinden yürütülmektedir. “Belediyeleri silkeleyin” çıkışıyla belediyeler kuşatma altına alınmakta; belediyeler de sömürü alanlarına dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Mali baskılar, kaynak kesintileri ve borç kıskacıyla belediye emekçileri daha güvencesiz, daha düşük ücrete ve yoğun baskı altında çalışmaya zorlanmaktadır.

2025’te İzmir’de çalışanlar açısından hem eylem hem grev hem de saldırılar yoğunlaşırken ücret, iş güvencesi ve örgütlenme hakkına dönük baskılarda belirgin biçimde artmıştır. Çok uzun yıllar sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanları toplu sözleşme görüşmelerinin tıkanmasıyla 7 günlük bir grev gerçekleştirmiş ve onurlu bir mücadele vermiştir. Geçim koşullarının ağırlaşmasıyla düşük ücret dayatmaları, geç ve parça parça ödemeler, işten çıkarma tehditleri ve sendikal baskılar sistematik hale gelmiştir. Özellikle belediye şirketleri ve taşeron işyerlerinde çalışanlar ciddi bir kuşatma altına alınmıştır.

Ancak bu saldırılara karşı çalışanlar, hak arama mücadelesini büyütmüş, dayanışmayı güçlendirmiş ve tabandan örgütlenme yönünde önemli adımlar atmıştır. Baskı arttıkça direnç de daha görünür ve kararlı hale gelmiştir.

Bu koşullarda mücadelenin ortaklaştırılması, bir tercih değil zorunluluktur. Parçalı, işyeri bazlı ve kopuk tepkiler; kalıcı sonuçlar üretmemektedir. İzmir’de belediye şirketleri, taşeron işyerleri ve farklı sendikal yapılara üye çalışanların yaşadığı sorunlar ortaktır: düşük ücret, güvencesizlik, baskı ve itibarsızlaştırma. Bu nedenle mücadelenin ortak talepler etrafında birleşmesi hayati önemdedir. Tabandan kurulan ortak platformlar, temsilciler arası koordinasyon ve eş zamanlı eylemler bu sürecin temel araçlarıdır. Mücadele ortaklaştıkça yalnızca talepler değil, söz ve karar hakkı da işçilerin eline geçmektedir.

 ‘Mücadeleden başka çaremiz yok’

Belediye İş Sendikası 2 No’lu Şube Başkanı Savaş Atalay: Özellikle merkezi yönetimin belediyeler üzerindeki baskısından en çok etkilenen sendikalardan olduk. İZDOĞA'da yürürlükteki TİS’imiz ücret indirimi talebiyle mahkemeye taşındı. Buradan bir sonuç alamayınca işten atmalar başladı. Eylemlerimiz neticesinde işten çıkartılan arkadaşlarımız işlerine geri döndü. Hâlâ devam eden eksik ödemeler ve banka promosyonu sorunumuz var.

Yaşadığımız bu sıkıntılar tüm İzmir işçisini etkiliyor. Tüm belediyelerde aynı sorunlar var. Çözümü de mücadele. Başka bir dayanağımız yok. İşçi sınıfının birlikte hareket etmesinden başka bir seçenek yok. “Ülkede tek konfederasyon, iş kolunda tek sendika” söylemini gerçeğe dönüştürmek zorundayız.

 Dayanışma duygusu mücadelenin temelidir’

Tekgıda-İş İzmir 7 No’lu Şube Başkanı Ömer Atabey: 2025’in şubat ayında üç özel tütün işletmesinde yaşanan gelişmelerle bir grev süreci yaşadık. Yüzde 95’i kadın olan ve mevsimlik çalışan işçiler arasında güçlü bir örgütlülükle başlayan bu süreç, yüzde 100’ün üzerinde kazanımla tamamlandı. Çeşitli zorluklar yaşasak da ücretler ve çalışma koşullarında önemli ilerlemeler kaydedildi.

Mücadeleyi büyütmek ve ortaklaştırmada işin öznesi işçidir. Ancak bir işi yürütürken ne vadettiğimizin, bu vaatlerin gerçeklerle ne kadar örtüştüğünün ve bunların hangi gerekçelere dayandığının iyi analiz edilmesi gerekir.

Bu mücadelede yalnızca işçiler yok; sendikalar, kitle örgütleri ve farklı toplumsal kesimler de var. İşçi kendisini yalnız hissetmemeli, tüm kesimlerle birlikte hareket ettiğini bilmelidir. Birlik ve beraberlik duygusu mücadelenin temel dayanaklarından biridir. Amacımız emekçilerin yaşam kalitesini yükseltmek, gelirlerini ve sosyal haklarını artırmak, daha iyi çalışma ve yaşam koşullarına kavuşmalarını sağlamaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EVRENSEL

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #
SON EKLENEN HABERLER