COVİD-19 GÖLGESİNDE EĞİTİM II: TÜRKİYE'DE VE DÜNYADA FARKLI UYGULAMALAR

Covid-19 gölgesinde eğitim dosyasının bu bölümünde, dünyadaki örnekleri de sıralayarak salgının başında yaşanan gelişmeler ve güncel duruma odaklanacağız.
23 Eylül 2020 15:18

Salgının tüm dünyaya yayılmasının ardından ülkeler tarafından ilk alınan önlemlerden biri de okulların kapatılması oldu. Türkiye’de de Mart 2020’de eğitime ara verildi. Bu tarihten itibaren çocuklar ve öğretmenler çevrimiçi olanakları kullanmaya başladı. Yazın ardından Ağustos sonunda açılması gündeme gelen okullar, salgının yükselişe geçmesiyle 21 Eylül’e kadar tekrar tatil edildi. 

İki bölümlük Covid-19 gölgesinde eğitim dosyasının ikinci bölümünde, dünyadaki örnekleri de sıralayarak salgının başında yaşanan gelişmeler ve güncel duruma odaklanacağız. 

İlk bölüm: Covid-19 gölgesinde eğitim I: Covid-19 salgını eğitimi nasıl etkiliyor?

Türkiye’de neler oldu?

Türkiye’de 11 Mart 2020 tarihinde ilk vaka açıklandıktan beş gün sonra koronavirüsle mücadele kapsamında 16 Mart’ta ülke genelinde okullar kapatıldı. 15 Mart’ta ise virüse bağlı ilk ölüm gerçekleşti. Önce ilk, orta ve lise okullarında bir hafta ara verilen eğitime, 23 Mart’tan itibaren uzaktan eğitim ile sonrasında ise televizyon ve internet ortamından devam edileceği açıklandı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk 12 Mart tarihinde kamuoyuna salgın sırasında uzaktan eğitimi nasıl yapılandıracaklarını açıkladı. Selçuk, ilkokul birinci sınıftan, lise 12. sınıfa kadar tüm eğitim kademesindeki öğrencilerin uzaktan eğitim içeriklerinin hazırlandığını belirterek, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden internetle, TRT aracılığıyla da televizyon ile telafi eğitim desteğinin sunulacağını, eğitimin aksamaması için gerekli tedbirlerin alındığını duyurdu.

Çevrimiçi derslerin yürütüldüğü EBA’nın internet sitesinde zaman zaman erişim sorunları yaşanabiliyor.

23 Mart’tan itibaren ülke genelinde 18 milyon öğrenci için uzaktan eğitim süreci başladı. 25 Mart’ta Bakan Selçuk eğitime verilen aranın 30 Nisan’a kadar uzatıldığını açıkladı. 1 Nisan’da ise Sağlık Bakanı Fahrettin Koca koronavirüsün Türkiye geneline yayıldığını açıklamıştı. 19 Nisan tarihinde Türkiye vaka sayısında, salgının ortaya çıktığı Çin’i de geride bırakarak dünyada en çok vaka görülen yedinci ülke olmuştu. Ülke genelinde vakaların artmasıyla birlikte, 29 Nisan’da yapılan açıklamayla eğitime verilen ara 31 Mayıs’a kadar uzatıldı. 18 Mayıs’ta ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Haziran’da açılması beklenen okulların açılmayacağını, 2019-2020 eğitim-öğretim yılının sona erdiğini, yeni dönemin Eylül ayında başlayacağını duyurdu.

Türkiye’de uzaktan eğitim Milli Eğitim Bakanlığı tarafından koordine ediliyor. MEB verilerine göre 7 milyondan fazla öğrenci, 1 milyondan fazla öğretmen EBA’dan faydalandı. Ancak uzaktan eğitim sürecinde Türkiye’de internete erişimi olmayan, erişse bile uzaktan eğitim araçlarını etkin kullanamayan öğrenciler de var. Bakan Selçuk, Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 20’sinin internete yüzde 5’nin de televizyona erişimi olmadığını açıkladı. Uzmanlara göre 23 Mart’ta başlayan ve 19 Haziran'a kadar süren uzaktan eğitime tüm çocuklar eşit düzeyde ulaşamadı. Bu süreç ailelerin imkanlarına, çocuklarını destekleyebilme kapasitelerine, okulların, öğretmenlerin çabalarına göre farklılık gösterdi. Kapsayıcı eğitim, yüz yüze eğitimde olduğu gibi uzaktan eğitimde de önemli bir nokta. Türkiye’de eğitim eşitsizliğinin önüne geçmek amacıyla EBA kullanımları için 8 GB mobil uygulama desteği sağlandı. Ancak bilgisayar gibi cihaz eksikliği olanlara yönelik bir politika geliştirilmedi.

İnternet ve televizyon erişiminde sıkıntı yaşayan öğrenciler için Türkiye’nin 81 ilinde EBA destek noktaları oluşturuldu. İlk etapta bin 420 olan destek noktası sonraki etapta 5 bin 200’e çıkarılacak.

Canlı derslere katılım oranları düşük

Eğitim-Sen’in hazırladığı çalışmaya göre EBA üzerinden yürütülen canlı derslere katılım yüzde 15-20 dolaylarında kalmış. Rapora göre sosyo ekonomik durumu iyi olmayan düşük gelirli alt sınıflar, yoksul aile çocukları, tarım işçisi çocuklar, anadili farklı olan çocuklar ve dezavantajlı gruplar uzaktan eğitime ulaşamadı. 

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) salgınından etkilenen eğitim sistemini izlemeye alarak Koronavirüsün Eğitime Etkileri başlıklı bir yazı dizisi yayınladı. Buna göre öğretmenler erişim sorunları olan öğrencilere ulaşamadıklarını ifade etti. MEB’in öğretmen, öğrenci, okul yönetici ve velilerle yaptığı anket sonuçlarına göre de, uzaktan eğitimde en sık yaşanan problemler, dijital okuryazarlık eksikliği, pandeminin getirdiği kaygı bozuklukları, cihaz ve erişim eksikliği idi. 

TÜİK, hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırmasına göre ise Türkiye genelinde 2019 yılında evden internete erişim oranı yüzde 88,3. Düzenli internet kullanan bireylerin oranına bakıldığında, 16 ila 74 yaş düzenli internet kullanan bireylerin Türkiye genelinde oranı yüzde 72,7. Öte yandan yine TÜİK verilerine göre Türkiye’de masaüstü bilgisayar bulunan hane oranı yüzde 17,6; dizüstü bilgisayar bulunma oranı yüzde 37,9; tablet bulunan hane oranı yüzde 26,7; cep telefonu bulunan hanelerin oranı ise yüzde 98,7. 

Teyit Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici ile de görüştü. Öğretici, sendika olarak okulların açılmasından yana olduklarını, ancak hazırlıkların yeterli olmadığının altını çizdi. Bazı okullarda temizlik görevlisi alım ilanlarının henüz ilana çıktığını hatırlatan Öğretici, her okula bir sağlık çalışanı verilmesinin de gündemlerinde olduğunu ifade etti. Öğretici, birçok öğrencinin internet ve televizyon erişiminin olmadığını, EBA destek noktası sayısının en az 15 bine çıkarılmasının önemli olduğunu da söyledi. 

Yüz yüze ve uzaktan eğitim bir arada

Bakan Ziya Selçuk Ağustos’ta katıldığı bir programda yeni dönemde hibrit eğitim modelinin uygulanacağını açıkladı. Hibrit eğitim modeli çevrimiçi eğitim ve yüz yüze eğitimin birlikte uygulanması anlamına geliyor. Yine MEB tarafından Eylül 2020’de yapılan açıklamada yüz yüze eğitim detayları kamuoyu ile paylaşıldı. Buna göre anaokulu ve birinci sınıflar okula başlayacak. Bu sınıflar için 21-25 Eylül tarihleri arasında ise uyum programı yürütülecek. 

Detaylara göre okul öncesi eğitimde ilk hafta bir gün 30'ar dakikalık beş etkinlik saati suretiyle uyum eğitimi verilecek. Uyum haftasından sonraki 28 Eylül - 2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta iki gün olmak üzere, günde 30'ar dakikalık beş etkinlik saati süreyle eğitim yapılacak. 

İlkokul birinci sınıf öğrencileri ise yüz yüze eğitimin ilk haftasında her biri 30'ar dakikalık beş ders saati süreyle uyum eğitimi yapacak. Uyum haftasından sonraki haftada iki gün her biri 30'ar dakikalık beş ders saati yüz yüze eğitim alınacak. Ders saatleri arasında 10'ar dakikalık dinlenme süresi verilecek. Sınıflar sosyal mesafenin daha kolay sağlanması için iki gruba bölünecek. Okul yönetimleri tarafından teneffüs saatlerinde öğrenciler arasındaki sosyal mesafenin korunması için nöbet görevi de dahil olmak üzere gerekli planlamalar yapılacak. Bu süreçte okullara ziyaretçi de kabul edilmeyecek.

Diğer sınıf ve kademelerin okula başlaması ise 21 Eylül’den sonra geçecek üç hafta sonrasında değerlendirilerek karara bağlanacak. 

Türkiye’de devlet okullarıyla beraber özel eğitim kurumları da Mart ayında öğretime ara verdi. Bu kurumlar okulların kapalı olduğu dönemler için velilere geri ödeme yapmadı. Ancak yeni dönemde bu değişebilir. Özel okul dernekleri, yüz yüze eğitimin sekteye uğraması halinde okulların yüzde 10'dan az, yüzde 30'dan da fazla olmayacak şekilde velilere ödeme yapılacağını açıkladı. Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖDER) Başkanı İbrahim Taşel 16 Eylül'de Hürriyet'e yaptığı açıklamada uzaktan eğitime geçilmesinin okulların maliyetlerini düşürmediğini, kira ve maaşların ödenmeye devam ettiğini belirtmiş. Bunlara ek olarak sürecin belirsizliği, özel okullarda kayıt yenileme ve kayıt alma sıkıntıları yaşanmasına da sebep oluyor.

Diğer ülkelerde durum nasıl?

Peki Türkiye’nin tercih ettiği yol, başka ülkelerle kıyaslandığında nasıl? Çin’de salgınla beraber ilk başta yerel düzeyde, 21 Şubat 2020 itibariyle de ulusal düzeyde tüm okullar kapattı. Çin’de okulların kapatılmasıyla Disrupted classes, Undisrupted Learning hareketi başlatılarak 270 milyondan fazla öğrenci için evlerde uzaktan, çevrimiçi öğrenme imkanı sunuldu. Benzer şekilde, televizyon kanallarından da ilk ve orta dereceli okullar için dersler yayınlandı. 

Çin’de Nisan ve Mayıs ayında salgının kontrol altına alınması ve hızının yavaşlatılması ile kademeli olarak orta ve lisede okullar yeniden açıldı. Sınıflarda öğrenci sayıları sınırlandırıldı. Bulaşmayı önlemek için öğrencilerin okula girişlerinde ateşleri ölçülüyor. Sosyal mesafe ve maskeye dikkat ediliyor. Akıllı telefonlar yardımıyla öğrencilerin sağlıklı olduklarını gösteren yeşil kodlar kullanılıyor. Uzmanlar tarafından Çin’de sonbahar ve kış aylarında vakaların artması ihtimali olduğu belirtiliyor, ancak önlemler sayesinde okulların kapatılmasına gerek duyulmuyor. 

ABD’nin salgının yeni merkezi olmasının ardından eyaletlerdeki okullarda yüz yüze eğitime ara verildi. Nisan başında ABD’de vakalar 300 bini geçti; Nisan ayının sonuna gelindiğinde vakalar milyonları buldu. ABD’de uzaktan eğitim Zoom ve Google Classroom gibi platformlarda yürütüldü. Ağustos ayından itibaren ABD’de okullar bazı eyaletlerde yeniden açılmaya başladı. Bazı bölgelerde ise çevrimiçi eğitime devam ediliyor. 

ABD’de okulların yeniden açılmasının ardından yapılan çalışmaya göre, karar çocuklarda yüzde 90 oranında vaka artışına neden oldu. Bazı eyaletlerdeki okullarda 200’den fazla öğrenci, öğretmen ve okul personelinin Covid-19 pozitif olması karantinaya alınmalarına neden oldu. Bazı bölgelerde okulların açılması enfeksiyon oranlarının artmasına neden olsa da yüz yüze eğitimde kararlı olunduğu bildiriliyor; bazı bölgeler bu kararı sorgulayarak, çevrimiçi eğitime yöneliyorlar. Okulların yeniden açılmasının çocuklarda şiddetli vakaların görülmesi ve toplumda virüsün yayılmasına neden olabileceği belirtiliyor. 

ABD’deki en büyük sendika ve meslek gruplarından biri olan National Education Association (NEA) sonbaharda okulların yeniden açılması sürecinin eşitlikçi ve adil bir şekilde olması gerektiğinin altını çiziyor. Kurum bu süreçte yaşanabilecek aksaklıkların önüne geçmek için de bir rehber yayınladı. Yine CDC tarafından Eylül 2020’de güncellenen açıklamaya göre okulların açılması sürecinde; salgını azaltabilecek davranışları teşvik etme, sağlıklı ortamları koruma, sağlıklı operasyonları sürdürme ve olası vakalara hazır olma şeklinde dört önemli madde sıralandı. 

ABD’de bir okul hemşiresi salgında alınan önlemlerin yetersizliğini öne sürerek istifa etti. 

Almanya adım adım, Britanya neredeyse tamamen açtı 

Almanya’da ilk vaka 27 Ocak 2020’de tespit edildi. İlk ölüm Mart ayında bildirildi ve 13 Mart’tan itibaren vakaların artmasıyla birlikte okullarda yüz yüze eğitime ara verildi, uzaktan eğitime geçildi. 

Almanya’da okullar Nisan’da bazı bölgelerde kısmen açıldı. Yaz tatilinden sonra ise tüm ülkede okullarda eğitime başlandı. Çocukların okulda maske takıp takmaması konusu da Almanya’da tartışma konusu haline geldi. Bazı bölgedeki okullar sadece teneffüslerde takılması gerektiğini belirtirken, bazı bölgelerde dersliklerde de maske zorunlu kılınmış. Ancak Almanya’da okulların açılmasının vaka sayılarını artırdığının düşünülmesi nedeniyle bazı eyaletlerde okullar tekrar kapatıldı. Sadece Berlin’de 38 okul vakalar nedeniyle öğrenci ve öğretmenleri evlerine gönderdi. Bazı okullarda ise hiç vakaya rastlanmadı. Küçük gruplar halinde; sosyal mesafe, hijyen kurallarına dikkat edilmesinin yanı sıra Almanya’da okullarda öğretmen ve öğrencilere ücretsiz test imkanı da sunuluyor. 

Britanya’da okullar Eylül başında yeniden açıldı. Endişelere rağmen okuluna devam eden öğrencilerin oranı yüzde 90’lara yaklaşmış durumda. Ancak geçtiğimiz günlerde bazı okullarda pozitif vakalara rastlandı. Royal Wootton Bassett Akademisi'ndeki 284 öğrenci 14 günlük karantina için evlerine gönderildi. Bazı kurumlar ise daha temkinli davranarak pozitif vakaların ardından okulları tamamen kapatıyor. Bu süreçte okullar daha kısa molalar uyguluyor ve hijyen noktaları oluşturuyor. Hükümet ise mevcut önlemler neticesinde ders ortamında maske kullanılmasını önermiyor. Ancak İrlanda ve İskoçya’da farklı uygulamalara gidiliyor.

İtalya salgından en çok etkilenen ülkelerden biri oldu. Mart ayından itibaren de artan ölüm oranları ve günlük vaka sayılarıyla İtalya salgının merkezi Çin’i geçti. Okullarda yüz yüze eğitime Mart ayında ara verildi, 14 Eylül’de yeniden açıldı. Sosyal mesafe sağlanması için okullarda sınıf mevcudu küçültüldü. Öğrenci ve öğretmenlerin maske takması zorunlu hale getirildi. Ancak daha okullar açılmadan öğretmenler ve okul personeline yapılan testlerde 13 bin vaka tespit edildi. Okulların açılmasıyla ülkede vakaların artacağı da ifade ediliyor. İtalyan hükümeti salgını kontrol altına alacaklarından emin olduklarını belirtiyor.

Güney Afrika’da okula dönüşler ilk olarak Haziran’da başladı. Okulların açılmasıyla da vakalarda artış görüldü. Enfeksiyon oranlarının artmasıyla kademeli olarak okulları tekrar kapatıldı. Tüm okullar ise Ağustos’ta yeniden açılmaya başlandı. 

Japonya’da 2 Mart’ta okullar kapatıldı, 24 Mart’ta yapılan açıklama ile okulların yeniden açılması kararı yerel yönetimlere bırakıldı. Okullar Nisan ayı başlarında açılmaya başladı. Mayıs ayı başına gelindiğinde okulların yüzde 40’ı açıktı. Bu sürede Japonya’da okulların havalandırılması, sosyal mesafenin korunması, ateş ölçümlerinin yapılması ve maske kullanımı gibi hususlara dair yönergeler yayınlanmıştı. Hem düşük vaka sayılarıyla hem de düşük ölüm oranıyla Japonya, salgını kontrol altına almakta başarı örneği olarak gösteriliyor.

Sık sık el yıkama ve sosyal mesafe kuralları yeni eğitim normallerinin başında geliyor.

Rusya’da yeni eğitim öğretim yılı önlemlerle birlikte Eylül ayından itibaren başladı. Rusya’da okullarda alınan önlemlerde velilerin okula girmesine izin verilmiyor, veli toplantıları internet ortamında yapılıyor. Okullarda öğrenci ve öğretmenlerin maske takması zorunlu değil. Sınıf içinde vaka tespit edilirse temas edenlerin iki hafta karantinaya alınacağı belirtiliyor. Günde iki kez sınıf ve yemekhaneler dezenfekte ediliyor.

Güney Kore Mayıs 2020’de okulları yeniden açmış ancak vakaların artmasıyla kısa sürede tekrar kapatmıştı. Haziran’da açılması beklenen okulların açılma tarihi vakalar nedeniyle yeniden ertelendi. Ağustos ayında okullarını tekrar açan Güney Kore’de öğretmen ve öğrencilerin enfekte oranları artınca Ağustos ayında okullar bir kez daha kapatıldı. Son olarak Koreli yetkililer 20 Eylül’e kadar uzaktan eğitimin devam edeceğini açıkladı.

İsrail’de de yasaklar yumuşatılmış ve Mayıs sonunda kontrollü sosyal hayata geçilmişti. Ancak ülkede artan vakalar karantianyı tekrar gündeme soktu. İsrail yeniden tam karantinaya geçen ilk ülke oldu. İsrail’de 18 Eylül’de başlayıp üç hafta sürecek bir karantina olacak. Vatandaşlar evlerinden 500 metreden uzağa gidemeyecek. Sadece eczane ve fırınlar açık kalacak. Kişiler bu mekanlarda da kısa süreli kalabilecekler. Bunlara paralel olarak okullar da yeniden kapatılıyor.

Kanada’da okullar açık. 5 milyon öğrenciye her gün yapılması planlanan testler sistem üzerinde baskı yaratmaya başlamış ve uzmanlar uyarılarda bulunuyorlar. Ülkede en büyük üç eyaletteki vaka artışları ise dikkati çekiyor. 

Hırvatistan'da maske öğrenci ve öğretmenler için zorunlu tutuluyor. Tüm okullar olabildiğince önlem almaya çalışılacak. Okulların açılması pandemiyi olumsuz yönde etkilerse okullar kapatılacak. 

İspanya'da okulların açılması hakkında her bölge kararlarını kendi verecek. Yani uygulanan önlem ya da şartlar bölgelere göre değişiklik gösteriyor. Örneğin Endülüs bölgesinde okula başlayan altı yaş üstü çocuklar için maske zorunlu olacak. Aragon bölgesinde ise bu şart sosyal mesafe ortadan kalktığında uygulanacak. 

Gelecekte bizi neler bekliyor? 

Dünya Bankası Mayıs 2020’de salgının eğitim ve politika üzerindeki etkisini araştıran bir rapor yayınladı. Raporda dünyadaki eğitim krizinin salgından önce de olduğunun altı çiziliyor. Salgından önce bile 250 milyondan fazla çocuk ve genç okula gidemiyordu. Raporda yer alan bilgilere göre Nisan sonu itibariyle 180 ülkede okullar kapalı ve öğrencilerin yüzde 85’i okulların dışındaydı. Bu süreçte yaşananlar Covid-19’la birlikte daha fazla görünür durumda. Krizden çıkmak için daha kapsayıcı ve yaratıcı öğrenme modelleri sunulması gerekiyor. 

Gelecekte bilişim teknolojisinin eğitime entegrasyonunun daha da hızlanacağı, çevrimiçi eğitimin okul eğitiminin ayrılmaz bir bileşeni olacağı, çevrimiçi araçların öğretmenler ve öğrencilere rehberlik etmeye devam edeceği düşünülüyor. Ailelerin de evde uzaktan eğitime daha fazla alışacağı açık. Çevrimiçi araçlara geçişle öğretmenlerin rolleri de öğrencileri çevrimiçi derslere yönlendirme, rehberlik etme ve geri bildirim sağlama ile gelişebilir.

Bazı araştırmalara göre çevrimiçi öğrenme yöntemleri öğrencilere daha fazla materyal ve daha hızlı öğrenme imkanları sunuyor. Ancak çevrimiçi öğrenmenin etkisi yaş gruplarına göre de farklılık gösteriyor. Özellikle yaşı küçük olanların öğrenmede fiziksel ortamında yapılandırılması gerektiği, dahil etme ve kişiselleştirmenin sağlanması gerektiği belirtiliyor.

Kaynak:teyit.org

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...
Farklı olanı seçin:
# # # # # #