Ramazan etkinliklerinde okullarda yapılan süslemeler, hazırlanan videolar ve özellikle “Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah” ilahisinin oluşturduğu manevi atmosferin umut verici olduğunu belirten Yavuz, toplumun ortak değerler etrafında bir araya gelebildiğini söyledi.
Ancak televizyon dizilerinde sıkça işlenen şiddet, uyuşturucu, mafya, ihanet ve suç temalarının çocuklar üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu vurgulayan Yavuz, bu içeriklerin tekrar yoluyla gençlerin bilinçaltına işlendiğini dile getirdi. Özellikle bazı dizilerde suç örgütlerinin ve yasa dışı davranışların normalleştirilmesini eleştiren Yavuz, bu durumun eğitim çabalarına zarar verdiğini savundu.
Yurt dışında da ilgi gördüğü belirtilen ve kültürel etki oluşturduğu ifade edilen bazı yapımlardaki karakter ve senaryoların toplumsal değerlerle çeliştiğini öne süren Yavuz, medya kuruluşlarına ve içerik üreticilerine daha fazla sorumluluk çağrısında bulundu.
“RTÜK ve yayıncılar sorumluluk almalı”
Yavuz, denetim mekanizmalarının daha etkin çalışması gerektiğini belirterek, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) bu konuda daha hassas davranması gerektiğini ifade etti. Yayıncı kuruluşların yalnızca izlenme oranlarını değil, toplumsal etkileri de gözetmesi gerektiğini söyledi.
Topluma örnek olabilecek karakterlerin yer aldığı yapımların da ilgi görebileceğini dile getiren Yavuz, bu kapsamda uzun süredir yayınlanan Gönül Dağı dizisini örnek gösterdi.
“Eğitim tek başına yeterli değil”
Eğitim sisteminin tek başına sorumlu tutulamayacağını belirten Yavuz, aile, medya ve sanat dünyasının da çocukların gelişiminde önemli rol oynadığını ifade etti. Toplumsal başarı için tüm paydaşların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Yavuz, medya içeriklerinin çocuklar üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, konunun kamuoyunda daha geniş şekilde tartışılması çağrısında bulundu.
SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI