İşçilere verilen zam oranları memurların hem umudunu artırdı hem de tedirginlik meydana getirdi. İşçi toplu sözleşmesi hükümetin yaşanan sıkıntıyı doğru okuduğunu da gösteriyor olabilir aynı zamanda elimizde ne varsa işçiye verdik, siz daha kalabalıksınız, size bir şey kalmadı sonucuna da gidebilir. Merak edilen diğer bir husus ise yetkili sendika Memur Sen’in ne yapacağı konusu. Kanundan kaynaklı problem tam da burada devreye giriyor. İşçiler altı ay memurlar ise nerdeyse altı gün toplu sözleşme yapıyor. Eylem yapacak zamanları bile yok. Ancak son günlerde Memur Sen’in ışıklarının gece yarılarına kadar yandığı söyleniyor. Bağlı sendikalar ve konfederasyonda, başkanlar kurulu, il temsilcileri, komisyonlar dâhil büyük bir hareketlilik gözleniyor. Sürenin çok sınırlı olduğunu bilen ve her toplu sözleşmede aynı problemi yaşayan sendikanın, kitlesini önceden hazır hale getirmeye çalıştığı anlaşılıyor. İşçilere her türlü taşkınlığı ve işçi sendikası başkanlarına her türlü ölçüsüz üslup ve eleştiri yapmayı hak gören kamuoyu ve yetkililer, memur ve memur sendikaları söz konusu olunca başka bir tavra bürünüyor, alıngan oluyorlar. Hem memurdan daha yüksek maaş alıyor, hem daha geniş sendikal hak kullanıp hem de memur sendikaları başkanlarının susmasını, uslu durmasını istiyorlar. Bu sefer öyle olmayacak sanki. Eğer işçi toplu sözleşmesinin paralelinde teklif gelmezse, Memur Sen haklı olarak kısık sesle yaptığı kıyası daha yüksek sesle yapacak ve hak edene hak ettiği cevabı verecektir. Ne demek işçi Hasan’ın kirli elini sizin yüzünüze süreriz demek. Bunun karşılığı da Türk İş başkanına öğretmenlerin ve üniversite hocalarının dersini vermesi, doktorların ameliyat etmesi midir? Yine de Memur Sen’in sorumlu ve seviyeli dili takdir topluyor. “Biz kıyası yerin yüzlerce metre altındaki maden ve yerden yüzlerce metre yüksekteki elektrik işçisiyle yapmıyoruz. Aynı iş yerinde aynı işi yapan işçi ile memur arasındaki maaş uçurumundan bahsediyor ve Cumhurbaşkanının koyduğu ölçüyü hatırlatıyoruz.” Diyen Memur Sen başkanına kim ne diyebilir? Bırakın da bu kadar konuşsunlar, bir tarafta altı yüz bin kamu işçisi diğer taraftan emeklisi ve çalışanı ile yedi milyon memur kitlesi var. Her şeyden önce vicdan ve adalet susmayı ve ardından hak vermeyi gerektirir. Durum ciddi, tablo ağır ve zaman kısadır. Ne mutlu ki Memur Sen’in ışıkları yanıyor ve bir tecrübe ve teşkilat çalışıyor.
A. Tanıl KARAKUŞ Eğitimci Yazar