TÜRK-İŞ KIDEM TAZMİNATI İÇİN FON DEĞİL, GÜVENCE İSTEDİ

Türk-İş “Kıdem Tazminatı: Fon Yerine Güvence Gereksinimi” kitapçığı yayımlayarak kıdem tazminatının güvence altına alınabilmesi için çözüm önerileri sıraladı.
08 Ağustos 2019 16:01

Kıdem tazminatının fona devri bir kez daha hükümet tarafından gündeme getirilirken; Türk-İş, kıdem tazminatının dünü ve bugününün incelendiği “Kıdem Tazminatı: Fon Yerine Güvence Gereksinimi” kitapçığını yayımladı. Avukat Murat Özveri tarafından hazırlanan kitapçıkta, kıdem tazminatının hukuki niteliğine ilişkin tartışmalara da yer verildi. Giriş yazısında kıdem tazminatı ve tazminatın fona devrinin uzun yıllardır tartışılan bir konu olduğunu ifade eden Özveri, bugün gelinen aşamada “Yeni Ekonomi Programı, Yapısal Dönüşüm Adımları” başlığı altında kıdem tazminatının fona devrinin gerçekleştirilmek istendiğini ifade etti. Hak ediş koşulları, miktarı ve güvencesi sürekli değişen kıdem tazminatının tek bir tanımla açıklanamayacağını dile getiren Özveri, kıdem tazminatına ilişkin her değişikliğin, o dönemin çalışma yaşamına hakim yaklaşımları yansıttığına dikkat çekti.

‘İŞÇİLİĞİ CAZİP HALE GETİRMEK İÇİN KULLANILDI’

Kitapçıkta, kıdem tazminatını tarihi dört başlıkta incelendi. “İşçilerin Fabrikalardan Kaçış Dönemi ve Kıdem Tazminatı” bölümünde, işçilerin çalışma ve yaşam koşullarının oldukça ağır olduğu 1930’lu yıllarda fabrikalardan kaçışı engellemek ve işçiliği cazip hale getirmek için kıdem tazminatının devreye sokulduğu ifade edildi. Tarıma makinenin girmesi ve sanayileşmenin artmasıyla köyden kente göçün hızlandığı ve işçi sayısının arttığı 1950’li yılların incelendiği ikinci bölümde ise kıdem tazminatının hak ediş koşullarına ilişkin tartışmalara göz atıldı. Bu kısımda, işçi sayısının artması sonucu kıdem tazminatının, her fesih halinde yapılan bir ödeme olmaktan çıkarılması ve kıdem tazminatının,“iş disiplini” adı altında işveren otoritesini tesis etmenin bir aracı haline dönüştürülmesine yer verildi.

‘DARBE İLE KIDEM TAZMİNATI TAVANI DÜŞÜRÜLDÜ’

Türkiye’de sendikacılığın altın çağı olarak nitelendirilen 1963-1980 yılları arasının incelendiği üçüncü bölümde ise kıdem tazminatına yönelik saldırıların sendikal hareketin gücü doğrultusunda püskürtülmesi ve elde edilen kazanımlar yer aldı. Bu kısımda, kıdem süresinin 3 yıldan 1 yıla indirilmesi, kıdem tazminatı tutarının her yıl için 15 günlük ücretten 30 günlük ücrete çıkartılması ve kıdem tazminatına esas ücretin son ücret olması gibi değişikliklere yer verildi. “Yeni Liberal Politikalar Dönemi 12 Eylül” başlıklı dördüncü bölümde ise darbenin hemen öncesi ve sonrasında kıdem tazminatına yönelik düzenlemelerden bahsedildi. 12 Eylül darbesinden bir yıl önce kalkan kıdem tazminatı tavanının, darbeden 41 gün sonra yeniden getirilmesi ve kıdem tazminatında tavan miktarının düşürülmesi, askeri darbenin işçi haklarına yaklaşımı açısından ele alındı.

‘FON TASARISI GÜVENCE GETİREMEZ’

Kitapçıkta, kıdem tazminatı fonunun, kaynak yetersizliği yaşayan her hükümet tarafından dile getirildiği belirtilerek, uygulamanın AKP hükümeti döneminde de birçok kez gündeme getirildiği ifade edildi. Kıdem tazminatının fona devrinin, kıdem tazminatının yarı yarıya azalması, iş güvencesinin zayıflaması, kıdem tazminatının hiç alınamaması ve hak ediş kapsamının daralması anlamına geleceği belirtildi. Kitapçıkta, işverenlerin kıdem tazminatı ödememek için geliştirdikleri yöntemler karşısında kıdem tazminatına bir güvence getirilmesinin gerekli olduğu ancak fon tasarısının güvence getirmekten ziyade kıdem tazminatını hak ediş koşullarını geriye götüreceği ifade edildi.

‘KIDEM TAZMİNATI ÖTELENMİŞ ÜCRETTİR’

Kıdem tazminatının varlık amacına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi için önerilerin de yer aldığı kitapçıkta, kıdem tazminatının ötelenmiş ücret olduğu belirtilerek yasal bir tanımının yapılması gerektiği ifade edildi. Kitapçıkta, kıdem tazminatının bir ücret olmasına karşın vergiden muaf olduğunun yasada açıkça belirtilmesi, kıdem tazminatına ayni hak statüsü verilmesi ve kıdem tazminatı tavanının kaldırılması gerektiği dile getirildi. Kıdem tazminatı ödemesinin feshin şekline bağlı olmaktan çıkartılması ve işçinin son giydirilmiş ücreti üzerinden ödenmesine de vurgu yapılan kitapçıkta, “Kıdem tazminatına güvence, garanti fonu üzerinden ya da kıdem tazminatı imtiyazlı alacaklar sırasında birinci sıraya konularak getirilmelidir. Kıdem tazminatının istenilebilmesi için işverenin aciz hallerinde fesih şartı aranmamalı, işveren teminat gösteremediğinde iş sözleşmesi sona ermemiş olsa dahi aciz ve iflas hallerinde kendiliğinden talep edilebilir olma statüsü kazandırılmalıdır” denildi.

EVRENSEL

SENDİKA BÜLTENİ SAYFASINI
YORUMUNUZU YAZIN ...